AB’YE KRİTİK BAKIŞ

Avrupa Komisyonu’nun Türkiye ile müzakerelere başlamasını tavsiye etmesinden beri Türkiye’nin AB üyeliğine karşı olanların veya bu tavsiyenin şartlı bir evet olduğuna inananların gönderdiği e-postalarını (mail) dikkatle okuyorum. Bunlardan insanı düşünmeye sevk eden aşağıdaki fıkra niteliğindeki anlatımı sizlerin değerlendirmenize sunuyorum:

*     *     *

Bir akıl hastanesine yeni bir başhekim atanmış.

Başhekim, hastaneyi dolaşırken, aşağıdaki mutfağa da inmiş. Bir de bakmış ki, mutfağın ortasında yere tebeşirle çizilmiş koskocaman beyaz bir daire: dairenin de içinde yere yatmış yüzükoyun, sırtüstü kıvranıp duran 7-8 deli…

Başka bir deli de, yemek masasına tek başına oturmuş; reçeli, tereyağı, zeytini, peyniri, rafadan yumurtasıyla, yerde kıvrananlara bakıp bakıp gülerek bir güzel kahvaltı ediyor.

Başhekim, masada oturana sorar:

-Yerdeki beyaz dairenin içinde; bir yüzükoyun, bir sırtüstü uzana döne, ne yapıyor bunlar?

Masadaki deli:

-Tebeşirle o beyaz daireyi ben çizdim, demiş. İçindekilere de dedim ki: “O beyaz dairenin altından geçerseniz, ancak o zaman kahvaltı edebilirsiniz benim gibi…”

-Neden öyle kıvranıyorlar ki?

Yere çizilmiş dairenin altından geçmeye çalışıyorlar da ondan.

Başhekimin gözleri hayretle açılmış ve yine sormuş masadaki deliye:

-Senin adın ne?

Hiç beklemediği bir yanıt gelmiş

-Günter Verheugen…

*     *     *

Acaba AB’nin Genişlemeden Sorumlu Komiseri Günter Verheugen’e atfedilen bu anlatımla kendisine haksızlık edilmiyor mu? Tarih verilmesi konusunda kendisinin Komisyon da yaptığı olumlu girişimleri unutulmamalı…

Diğer taraftan 1963’den beri etrafımıza çizilen dairenin altından bir türlü geçemedik. Bana göre 2020’ye ve hatta 2025’e kadar da tam üyelik ve serbest dolaşım hakkı da alamayacağız.

Bir Yunan gazetesinde belirtildiği gibi, Ankara’nın salonda oturan Avrupalıların yanına gitmesi için zorlu bir koridordan geçmesi gerekiyor.

İstanbul