AHTİSARİ VE AB TÜRKİYE FIKRASI

Avrupa Birliği ülkelerinde önce siyasette Cumhurbaşkanlığı, başbakanlık ve bakanlık yapmış ve halen AB politikasında etkili insanların katılımıyla Türkiye’nin AB’ye alınmasını desteklemek üzere bir komisyon oluşturulmuştu.

Eski Finlandiya Cumhurbaşkanı Martti Ahtisari başkanlığın Bağımsız Türkiye Komisyonu Türkiye raporunu Avusturya başkenti Viyana’da yaz aylarında açıkladığı basın toplantısına başlarken aşağıdaki çok anlamlı fıkrayı anlattı.

*     *     *

Ahtisari’nin Türkiye Fıkrası

– Avrupa Birliği kapısındaki ilk adaya soruyoruz,

İlk atom bombası ne zaman atıldı? – “1945 yılında…”

– “Tamam bildiniz içeri buyurun.”

-İkinci adaya soruyoruz, “İlk atom bombası nereye atıldı? – “Hiroşima’ya…”  “Tamam siz de bildiniz içeri buyurun.”

– Türkiye’ye soruyoruz, “Atom bombasının atıldığı Hiroşima’da kaç kişi öldü ve ölenlerin isimlerini alfabetik sırayla söyleyiniz..”

*     *     *

Ahtisari’nin anlattığı bu fıkra salondaki 400 dinleyici tarafından uzun süre alkışlandığı basında yer aldı.

Ben de bu haberi sözlere de aktarmak için masamın üzerinde tutuyordum.

17.Aralık.2004 tarihinde yapılacak AB zirvesinde Türkiye ile müzakereye başlanıp başlanılmayacağına karar verilecek.

Ahtisari’nin fıkrasında olduğu gibi geçmişte diğer ülkelere şart koşulmayan birçok husus Türkiye’nin önüne konuluyor. Bunlardan en önemlileri olarak;

-Kıbrıs Cumhuriyeti’nin tanınması

– Müzakerelerin ucu açık olduğu

– İşgücünün serbest dolaşım hakkının tamamen yok sayılması

– Gereğinde Türkiye’ye tam üyelik yerine özel statü ya da imtiyazlı ortaklık tanınması sayılabilir.

Daha önce açıklanan raporda yer alan

“Azınlık sorunu”, “Türk Silahlı Kuvvetlerinin konumu sorunu”, “Güneydoğu sorunu”, “Eğitim ve yayın gibi kültürel haklar sorunu”, “Ekonomik sorunlar” gibi konularda Türkiye’nin önüne konulan diğer önemli hususlar.

*     *     *

17 aralık yaklaştıkça ülkemizde yaşanan tedirginliği Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’ün aşağıda açıklaması çok açık bir şekilde ortaya koyuyor.

“Tedirgin olacak bir şey yok. Soğukkanlı olmak gerek. Sinir harbi. Diğer ülkelerde girerken böyle olmuş. İnsanın ‘niye AB’ye girelim, girmesek mi’ diyesi geliyor.

Ben şahsen AB’ye girmemizin gerekli olduğunu düşünüyorum. Ama tedirginim…

İstanbul, 5 Aralık 2004