DIŞ POLİTİKA VE SORUNLAR

Marmara Grubu Akademik Konseyi’nin OcakAyı Toplantısı’nda Türkiye’nin dış politikası ele alınmış ve davetli  konuşmacı olarak parlamenterler  Sayın Nevzat Yalçıntaş, Sayın Yaşar  Yakış ve Sayın Mehmet Dülger katılmışlardır.

*    *    *

TBMM,AB Uyum Komisyonu Başkanı, Sayın Yaşar Yakış yaptığı konuşmada,

‘’,…. Avrupa Birliği kararları kapsamında bulunan hususlar çerçevesinde gündemi ilgilendiren müzakere tarihine kadar Kıbrıs ile ilgili sorunun çözüleceğine inandığını belirtti. Kıbrıs ile ilgili olarak Annan Planına Rum tarafının “Hayır” Türk tarafının ise “Evet” demiş olmasının Türkiye açısından bir diplomatik avantaj sağladığına değindi.

Kuzey Irak bölgesinde, Kürt oluşumunun, kendi idari ve hukuki yapısını oluşturarak devlet  kurma aşamasında adım adım ilerlemekte olduğunu belirtti. Ancak, bütün bu oluşuma karşılık, Kürt siyasal yapılaşmasının, İran, Türkiye, Suriye ve Arap dünyası için son derece rahatsızlık yaratmakta olduğu, bu arada Türkiye’nin konuya ilişkin hassasiyetini bildiklerinden de, olayların siyasi yükünü bir şekilde Türkiye’ye havale etmekte olduklarını belirterek bu konuya dikkati çekti…

Kerkük konusunda ise, 1926’da Türkiye’nin haklarını İngiltere’ye devir etmiş olduğunu, bu nedenle de, Türkiye’nin daha çok Türkmenlerin kültürel ve siyasal haklarına sahip çıkması gerektiğini vurguladı.

*    *    *

Diğer konuşmacılardan,AGİT Parlamentolar Arası Başkan Vekili, Sayın Prof.Dr.Nevzat Yalçıntaş, 30 sene kadar önce Baas Partisi döneminde Kuzey Irak’a yapmış olduğu bir görev ziyareti esnasında bölge halkından Arap ve Kürt aşiretlerinin Türkiye’ye karşı olumlu bakış açıları içinde olduklarını, bugün ise durumun değişmiş olduğunu ifade etti.

Bölgede çıkar peşinde olan ülkelerden, ABD başka, İngiltere ve Fransa gibi ülkelerin de sosyal ve siyasal yapı üzerinde etkili olduklarına değindi.

Bu arada, ABD’nin Bir Kürt Devletinin tanınması ile ilgili siyasal alt yapıyı da hazırlamış olduğunu,diğer ülkeleri de  bu duruma hazırladığını belirterek., böyle bir oluşumun ileride de Türkiye ye yönelik toprak taleplerini gündeme getireceğinden, uzun soluklu bir mücadelenin söz konusu olabileceğini belirtti…Bu süreç içinde de Türkmenlere yönelik,bir tehcir olayının söz konusu olabileceğine dikkati çekti…Türkiye’nin muhtemel gelişmelere karşı reel politika çerçevesinde sessiz kalmayarak kararlı hareket etmesinin gereğini belirtti.Gerçekte, Kürt halkında bir düşmanlık duygusunun olmadığını da belirten konuşmacı, düşmanlık ve hasmane duyguların, Talabani ve Barzani aileleri üzerinden geldiğini  ifade etti. Bush destekli eylemlere karşı kararlılığın şart olduğuna temas etti.

*    *    *

…Diğer konuşmacı TBMM, Dış İlişkiler Komisyonu Başkanı Sayın Dr.Mehmet Dülger de,  Irak meselesinin, Türk-ABD ilişkilerinin yumuşak karnını oluşturduğuna temas etti.

Kıbrıs’da, Papadopulos’un, Annan Planını Rum tarafının ret etmesiyle müzakereler sürecinde önemli bir avantaj kaybettiğini belirtti.Kıbrıs ile ilgili  görüş içinde, bölgede çok önemli bakır madenlerinin olduğu, bunun %80 Türk tarafında olduğu, %20’sinin de Rum tarafında bulunduğunu belirtti. Rum tarafındaki maden işletmesinin düzenli yapılarak, Kiliseye imkan sağlandığına da temas edildi. Ayrıca, Kıbrıs meselesinin, AB ile olmayıp BM ile çözülmesi gereken bir sorun olduğuna işaret etti. 17 Aralık kararı ile AB’nin kendisini aşmış olduğu görüşüne yer vererek, Türkiye’nin de içinde olacağı bir AB. bir dünya gücü olabileceğine inandığını söyledi. AB’nin sürecinde, Türkiye’nin içinde olduğu kadar, AB ülkeleri içinde de lehte ve  aleyhte  değişik görüşlerin olabileceğinin normal olduğunu vurguladı…

*    *    *

Konuşmacıların görüşlerini bildirmelerinden sonra,katılımcılar söz alarak sorular sordular

Bu kapsamda ben de,’’ 36 enlemin üstünde bulunan Kürtlere 90’lı yıllardan itibaren yardım ve destek sağlanırken, aynı şekilde Türkmenlere  gerekli destek ve yardım sağlanmasını belirterek “Neden Türkiye istememiştir?” Ayrıca AB. sürecinde, koşulların zorlaması durumunda askerin ,müdahil olarak konuşmak zorunda bırakıldığını neden sivil otorite konuya müdahil olmamakta  ve ses çıkarmamaktadır?’’ sorusunu yönelttim.

Toplu olarak sorulan sorulara karşı konuşmacılar şu cevapları vermişlerdir:

….Sayın Yaşar Yakış cevabında, AB içinde kamuya ait görüşlerinin ülkeden ülkeye farklılık gösterdiği, ABD genel tutumunun, farklı konularda farklı uygulamalar sergilediği, ABD’nin Türkiye’ye olan siyasal desteğinde, özellikle Türkiye’nin Batı ittifakı içinde kalmasını arzuladığını,  36 kuzeyi ile ilgili soruya karşılık,bölgede koşullar istikametinde faaliyetlerin yürütülmekte olduğunu belirtmiştir.

….Sayın Mehmet Dülger  de Kıbrıs ile ilgili yaklaşımlarda Papadopulos’un önemli bir fırsatı kaçırdığını tekrarlamış ve  AB Tarama sürecinin kısa bir süreyi alabileceğine değinmiş, AB de daha çok kurumsal sözcülerin sözlerine itibar edilmesi gerektiğini, bunların verdikleri sözleri her zaman tutmuş olduklarını ifade etmiştir. Fransa’da ve Avusturya’da gündeme gelen referandum konularının parlamentolarında kabul görmemiş olduğunu da belirtmiştir. Ayrıca, Chirac’ın politikasının da Türkiye’yi gözetici mahiyette olduğuna değinmiştir. AB sürecinde, genelde halkın bütün genişleme oluşumlarına da karşı olduğunu belirtmiştir. Askerin yaklaşımlarının da bir rejim meselesi gibi görülmemesi gerektiğini belirtmiştir…

*    *    *

Bu toplantıda bir defa daha ortaya konulduğu gibi Türk dış politikası  son elli yılın en zor dönemini yaşamaktadır.Türkiye’nin birlik ve beraberlik içinde bazılarının arzu ettiği gibi parçalanmadan bu badireleri atlatması hükümetin maharetine bağlıdır.

İstanbul