RUMLARIN ŞEYTANİ PLANI VE VERHEUGEN’İN BİN PİŞMANLIĞI

Ankara’da Türkiye, AB Dönem Başkanı Lüksemburg ve dönem başkanlığını temmmuzda üstlenecek İngiletere arasında yapılacak üçlü toplantııda (troyka toplantısı), tarama sürecinin erkene alınması ve tarımın da aralarında bulunduğu birkaç alanda müzakerelerin ekimde başlaması kararının çıkması bekleniyor.

Bu toplantıda AB’nin beklentilerinin başında gelen, Türkiye ile AB arasındaki Ankara Anlaşmasının Güney Kıbrıs Rum Kesimi’nin de aralarında olduğu yeni üyeleri kapsayacak şekilde genişleten uyum protokolünün söz verildiği 3 Ekim’e kadar imzalanmasıdır.

Hükümetimiz müzakere tarihi alabilmek uğruna 17 Aralık’ta kabul ettiği bu şartın sıkıntısını yaşıyor.. Hükümet bu şartı kabul ederken Annan Planına olumlu oy verilmesine desteği nedeniyle ABD ve AB’nin desteğine güven bağlamıştı. AB ile gerginlik yaşandığı bir ortamda AB’nin de, Güney Kıbrıs’ın da “çözüm” gibi bir yaklaşımı yok.

17 Aralık’ta Kıbrıs’ın tanınması manasına gelme ihtimalini birlikte getiren Ankara Anlaşması’nın Türkiye’ye ön koşul olarak konulmasını sağlayan Güney Kıbrısı’ın Dışişleri Bakanı’nı n söylediklerini aşağıda değerlendirmenize sunuyorum.

*     *     *

Rumların şeytani planı

Kıbrıs yönetimi Adalet ve Kamu Düzeni Bakanı Doros Theodoru, Rum yönetimin taktiklerini şöyle açıkladı.

* 3 Ekim’e kadar müzakerelerden kaçınmaya çalışacağız.

* Bugüne kadar çaba çözümü engellenmekte.

* Kıbrıs sorununun çözümü zamana yayılacak ve Avrupa Birliği hukuku içinde aranılacaktır.

24 Nisan’da yapılan referandumdan çıkan “hayır” yanıtının kendileri için bir başarı olduğunu, çünkü “hayır” yanıtıyla devlet olmaya devam ettiklerini söyleyen bakan Theodoru, odada çözüm için acele eden tarafın kendileri değil Türkiye olduğunu belirtti.

Verheugen bin pişman

AB Komisyonu’nun genişlemeden eski sorumlusu olan Verheugen’in yakın arkadaşı ve Avrupa Yatırım Bankası (AYB) Başkan Yardımcısı Roth, AB’nin Kıbrıs konusunda yanlış politika yürüttüğünü belirterek “Kıbrıs’ta çözüm, üyelik için ön şart olmalıydı. Venheugen bu hata nedeniyle geceleri uyuyamıyor” dedi.

Ayrıca, AB’nin Rumlara yeterince baskı uygulamadığını söyleyen Roth, Verheugen’nin benimsenen yaklaşımdan pişmanlık duyduğunu da açıkladı.

*     *     *

Yazımın sonunda bu konuda şahsen bir değerlendirme yapmak yerine AYB Başakan Yardımcısı Roth’un diğer açıklamalarına yer vermek istiyorum.

Avrupa iş dünyasının Türkiye’yi daha şimdiden üye olarak gördüğünü söyleyen Roth, “Buna Türkiye’nin üyeliğine karşı çıkan Avusturya ve Fransa’dakiler de dahil” dedi. Roth, “Eğer Türkiye üye yapılmazsa AB bunun bedelini 50- 100 yıl öder” diye konuştu. Reddedilme durumunda Türkiye’nin izleyeceği politikanın kontrak edilmeyeceğini ifade eden Roth, “Görüşme Türkiye’nin 5- 10 yıl içinde müzakereleri tamamlayarak üye olacağı yönünde” şeklinde konuştu. Roth, “Türkiye’nin üyeliğine karşı çıkılması iç politik manevralaara dayanıyor. Almanya’daki Hristiyan Demokratlar ve Fransa da Sarkoyz üyelik zamanı geldiğinde olumlu görüş bildireceklerdir” dedi.

İstanbul

Güven Özalp, “Verheugen bin pişman”, Milliyet, 4.3.2005

Sefa Karahasan, “Rumların şeytani planı”, Milliyet, 5.3.2005