ENDÜLÜS’TE RAKS VE FLAMENKO

İspanya’dan yazdığım bu yazımın başlığını 1929 yılından itibaren bir süre Madrid’te Türkiye Büyük Elçiliği’nde orta elçisi olarak görev yapan tanınmış şairimiz Yahya Kemal Beyatlı’nın çok tanınan ve daha sonra bestelenen ”Endülüs`te Raks” şiirinin ve İspanya’da bulunduğumda zevkle izlediğim bir müzik ve dans türü olan “Flamenko”nun etkisinde kalarak seçtim.

Bilindiği gibi İspanya denince ilk akla gelenler “Boğa Güreşi” ve “Flamenko”dur.

Dünyada “Arap kökenli” İspanya olarak da tanınan Güney İspanya’nın Endülüs (Andalucia) bölgesinde bir geziye çıktığınızda bu bölgeye özgü ama bu bölgeyle sınırlı kalmamış, Flamenko olarak tanımlanan bir müzik ve dans türünün sunulduğu sanat evlerini ve eğlence yerleri bulabilirsiniz.

*    *    *

Endülüs’te Raks(Flamenko)

İspanya’da bulunduğu sırada Flamenko sunuşlarını izlemiş ve etkisinde kalmış olan, değerli şairimizin aşağıdaki insanı ateşleyen şiirini, Flamenko’nun ne olduğunu anlayabilmek için gelin birlikte okuyalım;

Zil, şal ve gül. Bu bahçede raksın bütün hızı…

Şevk akşamında Endülüs üç defa kırmızı…

Aşkın sihirli şarkısı yüzlerce dildedir.

İspanya neş’esiyle bu akşam bu zildedir.

Yelpaze çevrilir gibi birden dönüşleri,

İşveyle devriliş, saçılış, örtünüşleri…

Her rengi istemez gözümüz şimdi aldadır;

İspanya dalga dalga bu akşam bu şaldadır.

Alnında halka halkadır aşüfte kâkülü,

Göğsünde yosma Gırnata’nın en güzel gülü…

Altın kadeh her elde, güneş her gönüldedir

İspanya varlığıyla bu akşam bu güldedir.

Raks ortasında bir durup oynar, yürür gibi;

Bir baş çevirmesiyle bakar öldürür gibi…

Gül tenli, kor dudaklı, kömür gözlü, sürmeli…

Şeytan diyor ki, sarmalı, yüz kerre öpmeli…

Gözler kamaştıran şala, meftun eden güle,

Her kalbi dolduran zile, her sineden: “Ole!”

Evet şairimizin “Ole”(merhaba) diyerek son verdiği şiirindeki havayı ve coşkuyu, eğer bir gün siz de Endülüs’e gelirseniz ve böyle bir sunuşu izlerseniz, sizin de benim gibi aynen hissedeceğinizden eminim.

*    *    *

Flamenko nedir?

Flamenko, Güney İspanya’nın tarih içinde oluşmuş ve İslam döneminden gelen tek çalgılı  folklorik müziğiyle 15. yüzyılda İspanya’ya Hindistan gelen ve Mısır kökenli olarak kabul edilen çingenelerin yaratmış oldukları müziğin kaynaşmasıyla ortaya çıkmıştır.

Flamenko’nun doğduğu yer olarak kabul edilen ve  M.Ö. 1100’de  Fenikeliler tarafından kurulan Cadiz (Kadiz) Avrupa’nın en eski yerleşimi olarak bilinmektedir. Burada günümüz İspanya’sında halen canlandırılan danslara benzer dans tavırları ilk kez Fenikeliler tarafından sergilendi. M.Ö. 550’de Eski Yunanlılar Güney İspanya’yı kontrolleri altına aldılar. İspanya M.Ö. 201’den M.S. 206’ya kadar Roma İmparatorluğunun bir parçası oldu. 711 senesinde ise Mağribiler (Faslılar) olarak bilinen Araplar, Suriyeliler ve Berberiler, Cebelitarık Boğazı’ndan İspanya’yı işgal ettiler. Yaklaşık yediyüz sene burada hakimiyet kurdular.

Arap kültürü İspanya’yı çok büyük boyutlarda etkiledi. Müslümanlar buraya, şiir, şarkı ve müzikal enstrümanları da getirdiler. Ayrıca, Bizans ve Musevi müziğinin de etkilediği İspanyol müziğine duygusallık ve duyarlılık kazandırdılar. İspanyol müziği ve Flamenko’da önem kazanan çoğu şarkının  Arapça isimleri vardır.

*    *    *

Flamenko yaşıyor!

1492’de İspanya tekrar Hıristiyan hakimiyetine girdi.

Yahudiler ve Müslümanlar ya Hıristiyanlığı kabul etmeye ya da göçe zorlandılar.

Yahudilerin hemen tamamı yanında belirli sayıda Müslüman Osmanlı devleti tarafından muhacir olarak kabul edildi ve ülkenin muhtelif şehirlerine yerleştirildiler.

1613 yılına gelindiğinde Hıristiyanlığı kabul etmeyen kimse İspanya’da kalmamıştı.

Her türlü baskıya rağmen Endülüs Bölgesi’nde ve dünyada Flamenko müziği kaybolmamış ve yoluna devam etmiştir.

Bazılarına göre ezilmiş ve kenara itilmiş çingenelerin, Afrikalı kölelerin ve belkide din değiştirmek zorunda kalanların  çektikleri eziyetlerin figanı olmuştur.

Bu müzik türünde kendimizde olanlarla bazı benzerlikler bulduğumuz için Türkiye’ye gelen sanatçıları zevkle dinlemekteyiz.

*    *    *

Yazımı ilginç bulan okuyucularım isterlerse ÇORUM HABER gazetesinin YAZILIKAYA isimli kültür–sanat ekinde çıkacak bu konudaki daha kapsamlı yazımı okuyabilirler.

*    *    *

Endülüs’ten  bende sizlere “Ole!” diyerek yazıma son veriyorum.

İspanya- Fuengirola,