TÜRKÇE’MİZ ELDEN GİDİYOR !

Her TÜRK okumalı cümlesi ile bir süre önce bilgisayarıma bir tanıdığım tarafından gönderilen ‘’TÜRKÇE ÜZERİNE’’  başlıklı,  YUSUF YANÇ tarafından yazılan ve Türk Dil Kurumu tarafından ödüllendirilen aşağıdaki şiiri ilgi ve ibretle okuyacağınızı tahmin ediyorum.

*          *          *

Karamanoğlu Mehmet Bey’i arıyorum.

Göreniniz, bileniniz, duyanınız var mı?

Bir ferman yayınlamıştı:

“Bu günden sonra, divanda, dergâhta,bârgâhta, mecliste, meydanda

Türkçe’den başka dil konuşulmaya” diye

Hatırlayanınız var mı?

Dolanın yurdun dört bir yanını,

Çarşıyı, pazarı, köyü, şehri, fermana uyanınız var mı?

Nutkum tutuldu, şaşırdım merak ettim,

Dolandığımız yerlerdeki Türkçe olmayan isimlere,

Gördüklerine, duyduklarına üzüleniniz var mı?

Tanıtımın “demo”, sunucunun “spiker”,

Gösteri adamının “showmen”, radyo sunucusunun “diskjokey”,

Hanım ağanın, “firstlady” olduğuna

Şaşıranınız var mı?

Dükkânın “store”, bakkalın “market”, torbanın “poşet”,

Mağazanın “süper”, “hiper”, “gross market”,

Ucuzluğun, “damping” olduğuna

Kananınız var mı?

İlan tahtasının “billboard”, sayı tablosunun “skorboard”,

Bilgi alışının “brifing”, bildirgenin “deklarasyon”,

Merakın, uğraşın “hobby” olduğuna

Güleniniz var mı?

Bırakın eli, özün bile seyrek uğradığı,

Beldelerin girişinde”welcome” çıkışında “goodbye”

Okuyanınız var mı?

Korumanın, muhafızın, “body guard”,

Sanat ve meslek pirlerinin “duayen”,

İtibarın, saygınlığın,”prestij” olduğunu

Bileniniz var mı?

Sekinin, alanın “platform”, merkezin “center”,

Büyüğün “mega”, küçüğün “mikro”, sonun “final”,

Özlemin hasretin, “nostalji” olduğunu

Öğreneniniz var mı?

İş hanımızın “plaza”, bedestenimizin “galeria”,

Sergi yerlerimizin, “center room”, “show room”,

Büyük şehirlerimizi, “mega kent” diye

Gezeniniz var mı?

Yol üstü lokantamızın “fast food”,

Yemek çeşitlerimizin “menü”,

Hesabını, “adisyon” diye

Ödeyeniniz var mı?

İki katlı evinizi “dubleks”,

Üç katlı komşu evini “tripleks”,

Köşklerimizi “villa”, eşiğimizi “antre”,

Bahçe çiçeklerini “flora” diye

Koklayanınız var mı?

Sevimlinin “sempatik”, sevimsizin “antipatik”,

Vurguncunun “spekülatör”, eşkıyanın “mafya”,

Desteğe, bilemediniz koltuk çıkmağa, “sponsorluk”

Diyeniniz var mı?

Mesireyi, kır gezisini “picnic”,

Bilgisayarı “computer”, hava yastığını “air bag”,

Eh pek olasıcalar, oluru, pekalayı, “okey” diye

Konuşanınız var mı?

Çarpıcı önemli haberler, “flash haber”,

Yaşa, varol sevinçleri, “oley oley”,

Yıldızları, “star” diye

Seyredeniniz var mı?

Virvirik dağının tepesindeki köyde,

“Cafe show” levhasının altında,

Acının da acısı

Kahve içeniniz var mı?

Toprağımızı, bayrağımızı,

İnancımızı çaldırmayalım derken,

Dilimizin çalındığına, talan edildiğine,

Özün el diline özendiğine,

İçi yananınız var mı?

Masallarımızı, tekerlemelerimizi,

Ata sözlerimizi unuttuk,

Şarkılarımızı, türkülerimizi,

Ninnilerimizi kaybettik,

Türkçe’miz elden gidiyor,

Dizini döveniniz var mı?

Karamanoğlu Mehmet Bey’i arıyorum,

Göreniniz, bileniniz,

Duyanınız var mı?

Bir ferman yayınlamıştı …

Hayal meyal hatırlayıp da,

Sahip çıkanınız var mı?

*          *          *

Türkçe’miz elden gidiyor,sahip çıkanınız var mı? cümlesi ile ben de siz değerli oluyucularımı uyarmak istiyorum.

İstanbul