İspanya’nın en güzel şehri Barcelona (I)

Ailece Kurban Bayramımızı İspanya’da Fuengirola’da yaşayan akrabalarımızla birlikte geçirdik. Kıbrıs’ın enleminde bulunan Fuengirola’da hava sıcaklığı 15 derecenin altına düşmediği için, Akdeniz sahillerinde yüzemedik, ama bol bol yürüdük.

Sahil ve Plajlar

*       *       *

Burada bulunduğumuz süre içinde, şimdiye kadar hep havaalanında aktarma yaptığımız Barcelona’ya eşimle birlikte üç günlük bir gezi yaptık. Görülmesi herkes tarafından önerilen İspanya’nın modern şehirciliğinin ve yaşamının sergilendiği ve bir açık hava müzesi görünümündeki bu şehri, siz okuyucularım adına da gezdim. İspanya’dan ayrılmak isteyen Katalan halkının bugüne kadar verdiği bağımsızlık mücadelesi hakkında bilgi edindim. Edindiğim bilgileri ve izlenimlerimi aşağıda sunuyorum.

*       *       *

Şehrin tarihi

Barcelona’da Fenikeliler’in izine rastlanmakta olup daha sonra Kartacalıların yerleştiği bilinmektedir. Hannibal’ın babası Amilcar Barca’nın anısına şehre Barcino ismini verdiği ve bu ismin zaman içinde Barcelona şekline dönüştüğü görülmektedir.

Daha sonra şehre ve bölgeye 600 yıl kadar Romalıların hakim olduğu, Visigotların şehri kısa bir süre ele geçirdikleri ve 716 yılında Arapların hakimiyetine girdiği bilinmektedir.

Şehrin 801 yılında Arap hakimiyetinden Luis el Piadaso tarafından kurtarılması hareketi, bugün kendilerini Katalanlar olarak tanımlayan halkın, ilk ve en önemli bağımsızlık girişimi olarak tarihlerinde yer almaktadır.

Luis el Piadaso, Katalan halkı tarafından bağımsızlık hareketinin lideri ve kurtarıcısı olarak anılmaktadır. Bu tarihten itibaren kendi diline, geleneklerine ve kültürüne dayanarak gelişen Katalan İmparatorluğu, Aragon İmparatorluğu ile birleşerek bünyelerine Balear Adaları’nı, Korsika, Sardinya ve Sicilya’yı katarak genişledi.

Bu dönemde Barcelona, başşehir olarak her bakımdan gelişti. Amerika’nın keşfine katılan büyük gemilerin önemli bir kısmı Barcelona’da inşa edildi.

1491 yılında Endülüs’ün son parçasını ele geçiren ve İspanya Krallığı’nı kuran İsabel ve Ferdinand, yavaş yavaş İsparya yarımadasında kurulu diğer kraliyetleri bünyelerine katmaya başladılar.

11 Eylül 1714’de Barcelona işgal edilir, bağımsızlığını kaybeder ve Katalanca dilinin konuşulması yasaklanır. Şehrin önemli yapılarından birçoğu yıkılır.

1939 yılında iç harbin sonunda General Franco’nun Cumhuriyetçileri yenip tüm İspanya’da hakimiyetini kurmasına kadar, zaman zaman belirli serbestliklere sahip olan Katalanlar, bu tarihten itibaren bağımsızlıklarını tamamen kaybederler. Franco’nun 1975 yılındaki ölümünden sonra Barcelona ve Katalonya tekrar İspanya içinde ayrı bir ülke kimliğine kavuştu. Bugün Barcelona’da Katalanca ve İspanyolca resmi diller olarak kullanılmaktadır.

Son günlerde basında da yer aldığı gibi, Katalonya’ya İspanya içinde ayrı millet hakkının ve vergi koyma imkanının mevcut sol hükümet tarafından verileceği haberi, İspanya Kara Kuvvetleri Komutanı General Aquado tarafından, ülkenin bütünlüğüne zarar verebileceği gerekçesiyle tenkit edildi. Ülkenin bütünlüğünü korumak konusunda Anayasa’da orduya görevler verilmesine rağmen, politik tartışmalara katılmaları yasaklanıyor. Bu nedenle, Milli Savunma Bakanı Bono, General Aquado’yu görevden aldı ve emekliliğine karar verilmesi için kararını kabinesine sundu.

Katalanlar, İspanya’yı bir ülke olarak değil de eyaletlerden oluşan bir birlik olarak görmeyi tercih etmektedirler. İspanya bugün 17 özerk bölgeye bölünmüş olup, bunlardan birisi de Katalonya’dır. Katalonya’nın başkenti de Barcelona’dır ve nüfusu 1.5 milyondur.

*       *       *

Barcelona’yı birlikte gezelim

Kaldığımız otel, Katalonya Meydanı’nın yakınında ve havaalanından bizi getire otobüsten indiğimiz ilk yer bu meydan olduğu için, burası üç gün boyunca bizim en çok uğradığımız yer oldu.

Katalonya Meydanı

Çok geniş olan meydan 19. yüzyılda eski şehir duvarlarının yıkılması sonucu oluşmuştur. Bir noktada eski korunan tarihi şehir ile yeni şehri birleştirmektedir.

Otele yerleştikten sonra ilk işimiz bu meydanda bulunan Turizm Bürosu’na gitmek oldu. Broşürler aldık ve şehri nasıl en iyi şekilde görebileceğimizi öğrendik. Bize tavsiye edilen şehri, üstü açık “Barcelona Bus Turistic” (Barcelona Turist Otobüsü) ile gezmemizdi. İki hat halinde belirlenen gezi turlarında otobüslerin, istediğimiz kadar inerek, binerek kullanılması imkanını vermesi çok faydalı oldu. İki gün geçerli bilet aldık.

Eşimle birlikte bu geniş meydanda bir kahveye oturduk ve heykellerle süslenen etrafımızı, fıskıyeli havuzları ve çok sayıda güvercinleri izledik. Neden ülkemizde böyle güzel ve geniş meydanlar yapılmıyor diye kendi kendimize sorduk.

Bu meydanı denize bağlayan, üzerinde çiçek ve ev hayvanları satış kulübelerinin yer aldığı, iki tarafı ağaçlarla kaplı, çok renkli ve hareketli “Las Ramblas” Bulvarı’ndan yavaş yavaş yürüdük. Bu cadde İstanbul’un İstiklal Caddesi’ni andırmaktadır. Bu bulvarın etrafında çok sayıda kahve, lokanta, dükkan, galeri ve tarihi yapı yer almaktadır. Bunlar arasında Opera Binası, kapalı pazar, gotik ve barok tarzda (1681-1729 arasında) inşa edilmiş Betlem Kilisesi sayılabilir. Bulvarın sonunda limana bakan kısımda, 1888 yılında yapılan ve 59 metre yüksekliğindeki, parmağıyla Amerika’yı gösteren Kristof Kolomb heykeli yer almaktadır. Heykel, İspanyolların Kolomb ile ne kadar gurur duyduklarının bir göstergesi olarak değerlendirilebilir.

Ramble Caddesi

Kristof Kolomb Heykeli

Limana vardığımızda hava kararmaya başladığı için yavaş yavaş tekrar Katalonya Meydanı’na geri yürüdük. Akşam yemeğimizi yedik. Ertesi gün başlayacağımız esas turlara dinlenmiş olarak çıkabilmek için erkenden uyuduk.

Gezimizi yarın aktarmaya devam edeceğim.

Barcelona, 11 Ocak 2006