TÜRK-ERMENİ SEMPOZYUMUN DEĞERLENDİRİLMESİ -III-

32- Habib Afram (Beyrut Süryani Metropoliti): Türkiyenin yeni bir sayfa açması gerektiğini, burada Türkiyedeyim, anavatanımda ve beni yerimden eden ülkedeyim dedi. Diyalog ve vicdan temizlemesi yapılmasını, barış komisyonlarının kurulmasını söyledi. Arkadaşlar, galiba önümüzdeki dönemde, ülkemiz için bir de süryani soykırımı suçlaması söz konusu olacak!!!

33- Prof. Dr. Boghos Levon Zekiyan (Venedik Ermeni Akademisi): Hem Türkler hem de Ermeniler travma yaşıyor, bu memlekette Ermenilere çok zulüm edilmiştir ve soykırım yapılmıştır ama eminim ki Türkler ve Ermeniler bir gün yeniden beraberce yaşayabileceklerini söyledi. Birçok Ermeninin bilinçaltında Türke güvenilmez tanımı ve aynı şekilde de Türklerde de Nankör Ermeni algısı var dedi. Konuşması sonrası İsrael Charny ile tebrikleşti. Sorulara cevap verirken, sadece kendinin istediği konulara girdi ve sanki Ermenistan anayasasından haberi yokmuş gibi davrandı. Sonra da toplantıyı terketti.

34- Em. B.Elçi Gündüz Aktan (ASAM Bşk): Ermenilerin bir politik grup olduğunu çünkü kendi bağımsız devletlerini kurmak için mücadele ettiklerini, soykırımın politik grupları kapsamadığını belirtti. Tehcir yasal bir tedbirdir dedi. Ermenilerin aşağılık görülmesi için önceden bir neden yoktur ve ne de o sırada ortaya çıkmıştır. Tam tersine Türkleri, Ermeniler hep aşağılamıştır. Prof. Dr. Justin McCarthy’nin ortaya çıkardığı gibi 1821 ile 1922 yılları arasında, isyan ve savaşlarda 5 milyon müslüman Türk katledilmiş ve 5 milyon da Anadoluya sürülmüştür. Bu gerçeğin herkesçe bilinmesi, özellikle Türklerin milli çıkarlarını gereğince savunması için bu 101 yıllık dönemle yüzleşmesi gerekmektedir. Bundan kaçınmak, soykırım travmasını yaşamak demektir dedi.

Uluslarası mahkemeye gitmeye hazır olalım, çünkü onlar mahkemeye gidip kaybedeceklerinden korkuyorlar dedi.

35- Em. B.Elçi Pulat Tacar (TURKISHFORUM Danisma Kurulu Uyesi):  Her iki tarafta aklını kullanırsa ve karşı tarafın duygularını ve belleğini incitmemeye özen gösterirse, barış ve dostluk gerçekleşebilir dedi. Ancak, dostluk yanlısı Ermeni yöneticiler bile diaspora tarafından tehdit edilmiştir dedi.

37- İbrahim Ethem Atnur: Türkiyede Ermeni Asıllı Kadın ve Çocuklar konulu sunumunda, kadın ve çocukların yetimhanelerde toplandığını, hatta tehcire uğrayanlar için Halep’te 2 tane daha yetimhane açıldığını, ABD’li misyonerler tarafından 25.900 Ermeni çocuğun eğitildiğini, 23.000 çocuğun da dışarıya gönderildiğini söyledi.

38- Carol Roman (Romanyalı): İnsani yaklaşımlarla Türk-Ermeni ilişkilerinin yeniden oluşturulmasını anlattı. İlişki kurulmasını haçlı zihniyeti ile engellemek isteyenler olduğunu vurgulayarak, ne zaman AB ile Türkiye’nin ilişkileri gelişse, hemen Ermeni sorunu ortaya çıkarılıyor dedi.

39- Bertil Duner (İsveçli): Tarihin mercek altına alınması konulu konuşmasında, 1999 yılında İsveç parlemantosunun soykırımı tanıdığını, çünkü 1948 tarihli sözleşmeye taraf bir ülke olduklarını açıkladı. Konuşmasını yaptıktan sonra hemen ayrıldı ve sorulara yanıt veremedi.

40- Prof. Dr. Aslan Terzioğlu (İ.Ü. Tarihçi): Alman ve diğer yabancı kaynakların ışığında Ermeni tehciri sorunu konulu sunumunda, tehcir olayının soykırım amaçlı olmadığını belirtti. Ermenileri toplu bir şekilde yok etmek söz konusu olsaydı, İstanbul ve İzmir’deki Ermeniler içinde aynı karar alınmalıydı dedi. Esas zayiatın göç sırasında koşulların çok kötü olması nedeniyle verildiğini açıkladı.

41- Prof. Dr. Nuri Bilgin (Ege Ü.): Kimlik inşaası için tarihin araçsallaştırılması konulu konuşmasında, Ermenilerin kimliklerin korunma ve inşaası sürecinde, seçici bellek, aidiyetin korunması ve dış gruplarla farklılaşmanın abartılmasının sağladığını vurguladı. Güdümlü kollektif bir bellek işletilmesi ile düzenli ve sağlıklı ilişkilerin kurulmasının engellendiğini, şeytani dengelerin sözkonusu olduğunu söyledi.

42- Av. Kegam Karabetyan (Kastamonulu): Bir Türk Ermenisi olarak görüşlerini açıkladı. 1000 yıldan uzun süren bir dostluğumuz var, kısa dönemde çıkar çevrelerinin elinde maşa olmayalım, bu beraberliğimizi kimsenin bozamayacağını vurguladı. Türk vatandaşı olmaktan gurur duyuyorum, ne mutlu Türküm ve Türkiye de yaşayan bir Ermeniyim dedi.

*     *     *

Değerli okurlarım, Bugün 14 ülke (Uruguay, Arjantin, Fransa, Yunanistan,Kıbrıs Rum Kesimi, Rusya, Lübnan, İsveç, İsviçre, Kanada, Hollanda, Belçika,Slovakya ve Polonya) Ermenilere soykırım uygulandığını kabul etmiş ve hatta Fransa, Belçika ve İsviçre bu konuda yasa da çıkarmıştır. ABD’de ise 37 eyalette Ermeni soykırımı olduğu kabul edilmiştir. Bütün bunlar dünyaya yayılmış 7,5 milyon Ermeninin ve onları yönlendiren diasporanın yılmadan ve sabırla çalışması sonucudur. Bu saptamanın, ülkemizin nasıl bir tehlike ile karşı karşıya olduğunun bilinmesi açısından çok önemlidir.

Bu gelişme Türkiye’nin başını daha da ağrıtacaktır.Bu nedenle katılımcılar tarafından sunulan çok önemli bilgilerin herkes tarafından iyi algılanması,her yerde ve her koşulda ifade edilmesi  ve bu konuda yürütülecek mücadeleye hazırlıklı olabilmek için bir temel teşkil etmesinin gerektiğini düşünüyorum.

Ayrıca,Ermeni iftiralarını tüm dünyada çürütebilmek için,bu konuda devletimizin tüm kuruluşlarında ortaya çıkmamış bilgi ve belgelerin, en kısa zamanda ve hem de yabancı dillerde yayınlanacak şekilde düzenlenip ortaya çıkarılması çalışmalarına hız verilmeli, her türlü destek ve katkı sağlanmalıdır.

Yetkililerce, Ermeni meselesinin çözümü için ulusal bir strateji tayin edilmelidir. Bu stratejiye uygun olacak şekilde, ülkemizdeki kurumlarca (TTK, Dışişleri Bak. Adalet Bakanlığı, Üniversiteler, Araştırma Enst. Gibi) her yıl düzenlenecek uluslararası konferans, sempozyum, kurs ve seminerlerle yeni bilgilerin ve belgelerin paylaşımı yapılmalıdır. Özellikle Dışişleri Bakanlığının tüm çalışanlarının bu kurslardan geçmesi gereğine inanıyorum.

Türk-Ermeni ilişkilerinde esas sorun  bilhassa   ABD diasporasıdır. O nedenle diasporanın sahip oldukları tüm olanaklar (lobi faaliyetleri, kitap, CD, gazete, web sayfası gib) iyi araştırılmalı ve kamuoyuna açıklanmalıdır. Ülkemizin kurum ve kuruluşlarının, bu olanaklarla uzun süre nasıl başedeceği konusunda çalışmalara başlanmalıdır.Halkımız sağlayacağı destekle Ermeni diasporasının imkanlarına sahip ve yoğun karşı faaliyet yürütecek Türkiye diasporası oluşturmalıdır.

Ermeni meselesi konusunda bu güne kadar kişisel özverileri ile kendilerini yetiştirmiş aydınlarımıza her bakımdan sahip çıkalım ve onları kaybetsek de (Sn. Kamuran Gürün gibi) onların ürünlerini(kitap vs.) koruyalım.

Umarım burada açıklanan ve benim belirttiğim kaygı ve düşüncelerimi paylaşacak yurtsever kişiler vardır ve geç olmadan onlar da  konuya sahip çıkarlar.

İstanbul,24 Mart 2006