TAKSİ ŞOFÖRÜ VE ORDU!

Danıştay saldırısından birkaç gün sonra bindiğim bir taksinin genç şoförü bana “Beyefendi, Türkiye’nin içinde bulunduğu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?” diye sorarak konuşmaya başladı.

Ben de kendisine, “Ülkemizin en büyük ihtiyacının istikrar olduğunu” belirterek, “Yasama, yargı ve yürütme organları arasında ahenk olmaı gerektiğini” vurguladım. Ayrıca, “Danıştay’ın 130 yıllık tarihinde ilk defa böyle hain bir saldırı ile karşı karşıya kalmasının Türkiye’nin temel taşlarını yeniden oynatacağını ve demokratik yaşamımızı olumsuz etkileyeceğini” kendisine uzun uzun anlattım.

Beni sakin bir şekilde dinleyen şoför birden bire ateşli bir şekilde konuşmaya başladı ve “Ülkemizde şu anda insanların birbirinden ayrılması ve gruplara bölünmesine vesile olan bir tutum sergilendiğini” açıkladı. İçinde bulunduğumuz durumun düzeltilmesi için “Ordunun tekrar idareye el koyması gerektiğini kendi gerekçeleriyle anlattı.

Bunun üzerine ben, bu genç vatandaşımıza aşağıda özetlediğim açıklamayı yaptım:

  • Ordu’nun görevi öncelikle dış düşmanlarla ve gerektiğinde ülkeyi bölmek isteyen hainlerle savaşmaktır.
  • Ülkemizi, tüm kalkınmış ülkelerde olduğu gibi demokratik ortamda seçilmiş Türkiye Büyük Millet Meclisi ve onun güven oyu verdiği Hükümet’in, Cumhurbaşkanı ile işbirliği yaparak en iyi bir şekilde idare etmesi ve yönlendirmesi şarttır.
  • Ülke idaresinde esas olan Anayasamızın değiştirilemez maddelerine saygı gösterilerek, Cumhuriyetimizin laik, sosyal ve hukuk devleti olarak işlevini sürdürmesi öncelikle sivil idarelerin dikkat etmesi gereken önemli hususlardır.
  • Ülkeyi idare eden sivil idareciler, toplumu, birbirine düşürecek, gerginlik yaratacak hareketlerden kaçınmalı ve milletimizi gözlüklü-gözlüksüz veya bıyıklı-bıyıksız diye bir birinden ayırmamalıdır. Milletin tüm fertlerini aynı hislerle ve sevgiyle kucaklamalıdır.
  • Sivil idareciler, ülkeyi o şekilde yönetmelidirler ki, hiçbir bireyin aklında, Ordunun idareye el koyması gibi bir düşünce geçmemelidir.

Beni sakin bir şekilde dinleyen taksi şoförü, “Beyefendi, anlattıklarınız bizim ülkemizde içinde bulunduğumuz şartlarla pek örtüşmüyor. Sizin belirttiğimiz gibi Ordu idareye el koymasın ama siviller de ülkeyi kutuplara ayırır gibi değil milletin birbirlerine kaynaştırır şekilde idare etsinler” şeklinde sürdürdüğü konuşmasını varacağım noktaya geldiğim için kesmek zorunda kaldım.

Aralarına, her zaman karışamadığım halkımızın bir temsilcisinin görüşlerini dinlemekten büyük bir memnuniyet duydum ve duyduklarımı sizlerle paylaşmayı istedim.

İstanbul, 30.Mayıs.2006