Irak sorunu ve tezkere !

Bodrum Dörttepe’deki sitemizde sakin bir şekilde tatilimi geçiriyorum. Ne yazık ki bulunduğumuz coğrafya hiç de sakin değil. Lübnan, İsrail ve Filistin’de olanlar çok üzücü…Bu ortamda sizler gibi basını ve televizyonu dikkatle izliyorum. Ülkemizin bir parçasında ise gün geçmiyor ki şehit verilmesin. Kuzey Irak’a girelim mi girmeyelim mi tartışması, gündemimizin en önemli konusu…

Basında (Hürriyet ve Milliyet) yer alan yazılara baktığımızda önemli bir kısmının “Tezkere geçmeliydi”, az sayıda makalenin de “Tezkere geçmemeliydi” görüşünü savunduğu dikkati çekmektedir. Bu yazımda basında yer alan bu yazıları inceleyerek sizlerle birlikte bir değerlendirme yapmayı istiyorum.

Sizin de bu konudaki yazılarımdan bildiğiniz gibi ben de “Tezkere geçmeliydi” görüşünde idim. 1 Mart 2003 Tezkeresi’nin TBMM’den geçmemesinin Türkiye için hiç de iyi neticeler yaratmadığı düşüncesindeyim.

*    *   *

Ertuğrul Özkök’ün Tezkere’nin reddinin arkasında yatan ana nedeni ortaya koyan Hürriyet gazetesinde yayınlanan “50 Bin Dolarlık Çek” yazısına birlikte bakalım;

“O gün, hayatımın sonuna kadar gözümün önünden gitmeyecek 1 Mart Tezkeresi’nin görüşüleceği günlerdi.

Ben Tezkerenin kabul edilmesi gerektiğini savunuyordum.

İşte o günlerde, 20-30 kişilik bir grup, Hürriyet’in önüne gelip gösteri yaptı.

Benim yazılarımı protesto ediyorlardı.

Ellerindeki bir pankart çok kanıma dokunmuştu.

50 bin dolarlık temsili bir çek yapmışlar, üzerine de benim fotoğrafımı koymuşlardı.

Benim Amerika’dan para aldığımı ima eden ilkel bir pankarttı.

Gazetenin önüne gelen sözde derneğin ne olduğunu araştırdım.

Çoğunluğunu PKK yanlılarının oluşturduğu paravan bir dernekti.

Sözde savaş aleyhtarlığı yapıyorlardı.

Dün Doğan Haber Ajansı’ndan çok ilginç bir haber geldi.

Kuzey Iraklı Kürtler Amerikan televizyonlarına ilan vererek ABD halkına teşekkür ediyorlarmış.

Bu haberi okuyunca o günlerde gazetenin önünde yapılan bu gösteriyi ve yazdığım üç yazıyı hatırladım.

Bölgede Talabani, Barzani ve PKK’nın nasıl bir işbirliği yaptığını anlattım.

Kuzey Irak Kürtleri Amerika’yı desteklerken, Türkiye’de PKK yanlıları en şiddetli ABD aleyhtarlığının öncülüğünü yapıyorlardı.

Amaç o kadar açıktı ki…

Türkiye’nin Kuzey Irak’a girmesine imkan sağlayacak bir gelişmeyi önlemek.

Çok başarılı bir taktikti ve başardılar.

*       *      *

Evet, bana göre de başarılı bir taktik uygulandı ve Mehmet Y. Yılmaz’ın Hürriyet gazetesindeki köşesinde başlıkta belirttiği gibi, “Kuzey Irak’ı kontrol fırsatı üç yıl önce kaçtı.”

İsterseniz bu yazıyı birlikte okuyalım:

“Amerika’nın Irak’a müdahalesinden hemen önce Türkiye ile Amerika Birleşik Devletleri arasında bir mutabakat zabtı imzalanmıştı.

Diplomasinin bütün inceliklerinin kullanıldığı bu belge, TBMM’nin 1 Mart Tezkeresi’ni reddetmesi nedeniyle yürürlüğe giremedi.

Bu belge yürürlüğe girebilseydi, bakın neler olacaktı:

1- ABD ve Türk birlikleri Irak’a Habur kapısından birlikte gireceklerdi.

2- ABD birlikleri Musul ve Kerkük’ü güvenlik altına alacak, Talabani ve Barzani birlikleri bu hattı geçemeyecekti.

3- Türk Silahlı Kuvvetleri, Irak Kuvvetleri ve muhalif gruplarla çatışmaya girmeyecek, ancak PKK ve KADEK’e karşı güç kullanabilecekti.

4- Talabani ve Barzani birliklerine ağır silahlar verilmeyecek, verilen silahlar kayıt altına alınacaktı.

5- Kuzey Irak’taki Türk birliklerine Türk subayları komuta edecekti.

Kısacası bu belge yürürlüğe girebilmiş olsaydı, Kuzey Irak’ın kontrolü Türkiye’de olacaktı.

Ankara’nın ‘kırmızı çizgileri’ olarak ilan edilen ‘Kuzey Irak’ta Kürt devleti kurulmaması’ ve ‘PKK’ya karşı TSK’nın kendi önlemlerini alabilmesi’ güvence altına alınmış olacaktı.”

*    *   *

“Tezkere geçseydi mucize mi olacaktı?” başlıklı Milliyet gazetesindeki yazısında Osman Ulagay, “Tezkerenin bedeli” ile ilgili olarak aşağıdaki değerlendirmeyi yapıyor:

“Tezkerenin geçmesi halinde bunun Türkiye için yararlı olacağını ileri sürenler çok önemli bir noktayı göz ardı ediyorlar. Tezkerenin geçmesi ABD’nin Türkiye’yi bölgedeki askeri operasyonların ana üssü olarak kullanmasına da yol açacaktı.

ABD’nin ortağı olarak görülecek olan Türkiye, ABD’nin yarattığı çıkmazın içine sürüklenme tehlikesiyle karşı karşıya kalacaktı. ABD’nin bölgede yarattığı tepki ve düşmanlık dalgası Türkiye’ye de yönelecekve bunun bize ödeteceği ağır bir bedel olacaktı. ABD’nin Irak’tan sonra yeni maceralara girişmek istemesi bizi de etkileyebilecekti.

Bütün bunları da hesaba katarak durumu değerlendirdiğimde tezkerenin geçmemiş olmasının bizim için çok daha iyi olduğu sonucuna varıyorum. Haksız mıyım acaba?”

*     *     *

Değerli okuyucularım, ülkemizin Hürriyet ve Milliyet gibi gazetelerinde yapılan bu değerlendirmeleri siz de kendi açınızdan değerlendirebilirsiniz.

Bana göre, Tezkere’yi red ederek Türkiye Kuzey Irak’ta söz sahibi olma hakkını yitirmiştir. Türkiye’nin çok sınırlı hava operasyonu veya çok kısa sıcak takip haricinde bölgede etkin olması mümkün değildir.

Tezkereyi reddetmetle tren kaçmıştır.

Bodrum-Dörttepe, 30 Temmuz 2006