PAŞA HOKKABAZIN KÜLAHINI GİYMEZ!

Bugün Hasan Pulur’un köşe yazısını okuyunca çok etkilendim. Yazıyı değerlendirmeden önce düşündürücü bulduğum kısmını aşağıda aynen veriyorum.

*      *      *

Âli Paşa, Osmanlı’nın en önemli devlet adamlarından biridir. Adı “Tanzimat dönemi”nde, Fuat Paşa’yla birlikte anılır. Tanzimat, Osmanlı İmparatorluğu’nun Avrupalılaşma yolundaki en kesin hareketidir.

Ali Paşa, Mısır Çarşısı esnafından Âli Rıza Efendi’nin oğludur. Arapça ve Farsça’dan sonra kendi gayretleriyle Fransızca öğrenmiş, Dışişlerine girmiş, içeride ve dışarıda yaptığı görevlerden sonra Bakan ve Başbakan olmuştur.

*      *      *

Âli Paşa önemli bir konu için Padişah Sultan Aziz’e gider, Padişah o sırada hokkabazları seyretmektedir. Âli Paşa bir kenara oturur, seyreder. Bir ara Sultan Azi şaka yapar:

“Paşa, hokkabazların giydiği şu kavazeyi, külahı başına geçirsene, bakalım sana yakıkşıyor mu?”

Âli Paşa, “Ferman efendimizindir!” der, cebinden Başbakanlık mührünü çıkarır, Padişah’ın önüne kor, sonra hokkabazın külahını almaya davranırken, Sultan Aziz sorar:

“Paşa ne yapıyorsun?”

“Sizin müsaadenizle, Devletin Başbakanlık makamını işgale eden adam, bu rütbe ve makam üzerinde oldukça başına hokkabaz külahı giyemez.”

Padişah, Âli Paşa’nın ne demek istediğini anlar, “Aman Paşa hiç de şakadan, latifeden anlamazsın!” der.

*      *      *

Esasen bu güzel yazıya bir yorum yapmak gerekmez.

Günümüzde bir mevkiyi elinde tutmak veya elde etmek için “Hokkabazın külahını başına giyecek ve giymiş” o kadar çok insan var ki…

İstanbul, 2.Eylül.2005

Hasan Pulur, Çileği tuza banıp yiyenler, Milliyet, 28.8.2005

NOT: Zamanında göndermediğim bu yazımı bugün notlarımın arasında buldum. Her zaman için güncel olabilecek bir yazı…