RUSYA SEÇİMLERİ

Son yazılarımda ülkemizi ve bizleri yakinen ilgilendiren seçimler hakkında sizlere bilgi sundum.

Bugün de dünya politikasında halen büyük söz sahibi olan Karadeniz’e kıyıdaş komşumuz Rusya’da, 2 Mart pazar günü yapılan devlet başkanlığı seçiminden bahsedeceğim.

Komünist rejimin son bulduğu 90’lı yıllarda Rusya siyasal ve ekonomik bakımdan oldukça zor günler yaşadı o zamanki devlet başkanı ile zaman zaman ters düşen, zaman zaman onu destekleyen ve bu nedenle isyancıların eline geçen parlamento binasını bombalattırmaktan kaçınmayan Boris Yeltsin 1991 yılında Rusya Federasyonu’nun ilk devlet başkanı oldu.

Eski rejimdan yeni bir rejime geçiş,ekonomik zorluklar, Çeçenistan savaşları ve bilhassa önlenemeyen yolsuzluklar Boris Yeltsin’in giderek prestij kaybetmesine neden oldu.

1999 yılında da Yeltsin’in kızının ve damadının adının bir yolsuzluk skandalına bulaşması ile Rus basını Yeltsin’in Başkanlığını iyice sorgulamaya başladı.Yeltsin ise bu baskılara iç ve dış politikada sertlik yanlısı düşünceleri ile tanınan eski KGB (Rusya İstihbarat Teşkilatı) ajanı olan Vladimir Putin’i başbakanlığa getirerek karşılık verdi.Ancak aynı yılın sonuna doğru muhalefetten ve halktan gelen baskılara karşı koymakta zorlanan Yeltsin 31 Aralık 1999 akşamı televizyonda yaptığı konuşmada istifa ettiğini ve yerine anayasa gereği Başbakan Putin’in geçeceğini açıkladı.

Devlet Başkanı Boris Yeltsin’in 31 Aralık 1999’da istifa etmesinin ardından, anayasa gereği, üç ay içerisinde devlet başkanlığı seçimi yapılıncaya kadar bu görevi vekaleten üstlendi. Putin, Rusya’da yapılan başkanlık seçimlerinde %50’nin üzerinde oy toplayarak, birinci turda devlet başkanı seçildi.

Putin,1990 yıllarında ülkede yaşanan olumsuzlukların etkisiyle yaşanan ortama ve kaosa son vererek petrol fiyatlarının yükselmesinin etkisiyle ülkenin ekonomik bakımdan kalkınmasını sağladı.Güçlenen Rusya G-7’ler arasına alınarak G-8 kurulmasını sağladı.Ayrıca Rusya’yı dikkate alınan bir ülke haline getirdi.Bu nedenle Putin halkın tuttuğu bir lider haline geldi. Ve hatta ”yarı tanrı” seviyesine ulaştı.

Putin ve Medvedev

2004 yılında ikinci defa devlet başkanı seçilen Putin’in anayasayı değiştirerek yeniden bir dönem daha seçilmesini sağlayacak girişimlerde bulunacağı konuluşurken Putin de kendi halefi olarak 17 yıldır birlikte çalıştığı yardımcısı Dimitry Medvedev’i halef olarak belirledi.

Yapılan seçimde Medvedev oyların yüzde 68’ini alarak ikinci tura kalmadan devlet başkanı seçildi.

Basında yer alan bilgilere göre Putin’in Rusya’yı yönetmekten vazgeçmeyeceği ve Mayıs ayında yapılacak devir teslimin arkasından büyük olasılıkla başbakan olacağı yer almaktadır.Medvedev’in daha seçimler öncesinde Putin’e başbakanlık koltuğunu teklif etmesi ve Putin’in de bu teklife olumlu yaklaşması, Rusya’da Medvedev döneminde mevcut parametrelerin muhafaza edileceğini göstermektedir.

Rus basını ise, önümüzdeki dönemi “çifte çarlık” dönemi olarak nitelendirmekte ve XVII. yüzyılda Çar Fedor’un ölümü üzerine iki kardeş olan İvan ve Petro’nun aynı anda taç giydikleri dönemle karşılaştırmaktadır. Putin’in, cumhurbaşkanlığı yetkilerinin bir kısmının başbakana aktarılmasıyla ilgili anayasa değişikliğine gidilmeyeceğini birçok kez ifade etmesi, Medvedev’in liderliğinin ön planda olacağını göstermektedir. Bununla birlikte Putin’in de başbakan olarak özellikle de sosyo-ekonomik sorunlar konusunda ağırlığının devam edeceğini tahmin etmek mümkündür. Putin ile Medvedev’in yetki paylaşımı konusunda uyumlu olmaları genel bir beklentidir.

İstanbul, 14 Mart 2008