POLONYA’NIN BAŞŞEHRİ VARŞOVA (4)

Kraliyet Sarayı’nı ziyaret ettikten sonra eski şehrinin önemli yerlerinden Pazar yerine (The Old Town Market Square) yürümeye başladık. Yol üzerinde bulunaniki kiliseyi gezdik ve çok sayıdaki turistik mağazalara girip çıktık.

Burasının tarihi 14/15. yüzyılda başlamaktadır.Burada festivaller kutlanmış, büyük çaplı alış veriş ve öğlence panayırları düzenlenmiş ve suçlular asılmıştır. 17. ve 18. yüzyılda inşa edilen binalar Pazar yerine farklı bir karakter kzandırmıştır. Pazarın ortasında yer alan Belediye binası 1817 yılında yıkılmıştır. 1944 yılında harap olan tüm binalar, 17. ve 18. yüzyıldaki şekillerine göre (Pazarın bu durumunu gösteren fotoğrafı 1. yazıma eklemiştim) vegörünümlerine sadık kalınarak yeniden inşa edilmiştir.

Pazar yerinin ortasında şehrin sembolü olan bir deniz kızı heykeli yer almaktadır. Çok sayıda tarihi bina içinde yer alan kahve ve lokantanın yer aldığı Pazar yeri Varşova’nın muhakkak görülmesi gereken yerlerinin başında gelmektedir.  Burada da hediyelik eşya satan yerlerinin önünde fotoğraf çektirdik. 

Eski Pazar yerinde…

Eski Şehir bölgesinde yürüyüşümüze devam ettik. Etrafımızda çok sayıda görülecek eserler bulunuyordu. Bunlar arasında “Şehir Müzesi”, “Çocuk İsyancılar Heykeli” ve “St. Martin Kilisesi” sayılabilir. Biraz sonra şehir surları ile karşılaştık. Bu surları takviye etmek için Venedikli mimar Givanni Batista tarafından 1548 yılında inşa edilen kırmızı kiremit yapı (The Barbican) ile Barut Binası ve 1953-1954 yılında bunlarla birlikte restore edilen surlar önünde fotoğraf çektirdik. Surları takiben eski şehri terk ederek Yeni Şehir’de yer alan Miodowa Caddesi’ne yürüdük. Bu cadde üzerinde geçmişte Varşova’nın en tanınmış kahvesi olan ve bugün lokanta olarak kullanılan “Honoratko Cafe”yi bulduk. Polonyalılar’ın kendisi ile iftihar ettikleri “Friedrich Chopin” bu kahveye sık gelirmiş. Büyük tarihi bir binanın kemerlerle çok ferah bir şekilde inşa edilen bodrum katında bulunan bu lokantada öğle yemeğimizi yedik ve oldukça yorulduğumuz için uzun bir süre kaldık.

Aynı cadde üzerinde bulunan 1944 yılındaki ayaklanmanın anısına dikilen “Ayaklanma Heykeli”ni gördük. Burada çok sayıda fotoğraf çektik.

Burada sizlere 1944 ayaklanması hakkında bilgi vermeyi istiyorum; II. Cihan Harbi’nin sonuna doğru Alman ordularını bozguna uğratma ve onları kovalayan Sovyet Askerlerinin Polonya topraklarına girmesi üzerine Polonya Yeraltı hükümetine bağlı Polonya Milis Teşkilatı (AK, Armia Krajowa), Rusların yurt dışında faaliyet gösteren sürgündeki Polonya hükümetini tanımayacağı ve bağımsız bir Polonya’ye ilgi duymayacağına karar vererek Varşova’yı Alman işgalinden kurtarmaya ve burada bağımsızlığını ilan etmeye karar verdi.

1 Ağustos 1944 tarihinde AK’nın oldukça hafif silahlara sahip 23 bin askeri, ağır silahlara ve uçaklara sahip Almanlara saldırdı. Büyük kayıplar vermesine rağmen AK askerleri şehrin yarısını kontrolleri altına aldılar. 13 Ağustos 1944 tarihinde takviye edilen ve sayıları 50 bini bulan Alman askerleri hucuma geçtiler. Bu arada Vistul Nehri’nin diğer tarafında bulunan en eski şehir bölgesi olarak bilinen Proga’ya giren ve Polonyalılar’a destek vaat eden Sovyet orduları  AK askerlerinin başarısını istemediklerinden müdahale etmediler ve seyirci kaldılar. Binaları dinamitleyen ve karşılarına çıkan tüm insanları kurşuna dizen Almanlar 63 gün sonra, 2 Ekim 1944’de AK askerlerini yendiler.

Bu ayaklanmada 200 bin sivil ve 17 bin milis (düzensiz asker) öldürüldü. Ayaklanma sonunda şehirde kalan 280 bin insan, Almanlar tarafından Almanya hudutları içindeki çalışma ve ölüm kamplarına sürüldü.

Ayaklanma esnasında yüzde 30’u tahrip olan Varşova’nın geri kalan yapıları Almanlar tarafından üç ay süren bir faaliyet ile sokak sokaktüm evler yıkıldı ve yakıldı. 1945 yılı başlangıcına gelindiğinde Varşova’nın yüzde 95’i yıkılmış ve bomboştu.

Şehir Kapısı ve Surları

1944 Ayaklanma Heykeli

Antalya, 11 Temmuz 2008