HEMŞEHRİMİZ MEHMET YEMENİCİ’NİN ARDINDAN

Kendisini çok sevdiğim, saydığım ve takdir ettiğim değerli Mehmet Yemenici ağabeyi 28 Eylül 2008 tarihinde 78 yaşında kaybettik.

1946 yılında açılan Çorum Lisesi’nin ilk öğrencilerinden olan Mehmet Yemenici’yi, Çorum Lisesi’nin ortaokuluna başladığım yıllardan beri tanıyorum.

Lisemizin, efsane resim dersi öğretmeni Reşat Eroğlu tarafından çok beğenilen Sait Maden, Turan Ilgaz, Muharrem Lafçı gibi öğrencileri arasında yer alan Mehmet Yemenici’inn “Resim Atelyesi”nde sergilenen tabloları arısında bende Reşat hocanın öğrencisi olmuştum. Benim ürettiklerimin kendisinin pek taktirini kazanmadığını hatırlıyorum.

Soyadından anlaşılacağı gibi yemenicilikle uğraşan ve Gazipaşa İlkokulu civarında oturan Mustafa bey ile Şefika hanıman beş evladının en büyüğü olan Mehmet ağabey liseyi bitirdiğinde tıp fakültesine girebilecekken doğayı çok sevdiği ve ülkeyi yeşile kavuşturmak istediği için İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi’nde okumayı tercih etmiştir.

Orman Mühendisi olduktan sonra ülkemizin muhtelif yörlerinde ve uzun yıllar (1968’den emekliliğine kadar) İstanbul’da hizmet vermiştir. Mezuniyetinin ilk yıllarında, kendisini de zaman zaman bizim işlettiğimiz Velipaşa oteli yazıhanesine yaptığı ziyaretlerden tanıdığı Çorum Cezaevi Müdürü Ahmet Kaynaroğlu’nun Köy Enstitüsü biçki dikiş ve çiçek öğretmeni olan kızı Ruhiye hanım ile evlenmiştir. Bu evlilikten bir kızı (Müge) ve bir de oğlu (Murat) dünyaya gelmiştir.

Üç yıl önce Ruhiye hanımı kayıp eden ağabeyimiz, evlatları ve üç torunu ile mutlu bir şekilde hayatını sürdürmeye devam ederken kendisini bir evlat gibi çok sevdiği 34 yıllık damadı emekli subay Muzaffer Tekin bey ilk önce Danıştay olayı ve daha sonra Ergenekon davası nedeniyle tutuklanmıştır. Bu nedenle cenazesinin kaldırılmasında da bulunamamıştır.

Bu yazıyı yazmadan görüştüğüm eşi Müge hanım, bana eşinin 7 göbekten beri asker bir ailenin mensubu olduğunu ve ülkeye bağlı bir aileden geldiğini, iddia edildiği gibi vatanın aleyhine hiçbir hareketi olamayacağını çok uzun bir şekilde anlattı. Ayrıca damadının tutuklanması olayının babasını çok etkilediğini ve hastalanmasına (mide kanseri) neden olduğunu da açıkladı.

1986 yılında geldiğim İstanbul’da Mehmet ağabey ile “Türkiye Çevre Koruma ve Yeşillendirme Kurumu” yönetim kurulu üyesi olarak karşılaştım. Daha sonra başkanlığını yaptığım bu kurumda kendisi ile birlikte çalışmaktan dolayı bahtiyarlık duydum. Çeşitli yeşillendirme projelerini birlikte yürüttük.

1995 yılında kurulan Çorum Eğitim ve Kültür Vakfı’nın (ÇEKVA) ilk mütevellileri arasında yeralan sayın Yemenici, benim vakfın başkanlığını yürüttüğüm 2001-2005 döneminde “Genel Sekreter” olarak görev yaptı. Bu görevini büyük bir özveri ile en iyi şekild eyürüttü. Her zaman ÇEKVA ile içiçe yaşadı.

Hastalığı esnasında kendisini eşimle birlikte ziyaret ettiğimizde de bize Çekva’nın durumunu sormuştu.

Vakfımızın kuruluş yıllarında istanbul’da Aydos dağları eteklerinde oluşturulan “ÇEKVA ORMANI”nın ağaçlandırılmasına önemli katkıları oldu. Zaman buraya beraber gittiğimiz Aydos dağlarının tepelerinde yer alan ormanı gösterir ve “İstanbul’da Orman Ağaçlandırma Grup Müdür Muavini” olduğum dönemde ağaçlandırdım diye iftiharla anlatırdı.

Vakıf ve dernek faaliyetlerinden geriye kalan zamanlarda evinin yakınında Kadıköy’de inşaat malzemesi ticareti yapan sınıf arkadaşı Özdemir Duru’nun dükkanında geçirirdi. (Özdemir Duru bu işini eniştesi hemşehrimiz, Abdullah Ahıskalı ile ortak yürütüyordu.) Zaman zaman burayı ziyaret ettiğimde kendisi ile sohbet etme imkanı bulurdum.

Mehmet ağabeyim birçok sosyal faaliyetinden yakinen izlediğim ikisini kendisini tanımanız için sizlerle paylaşmayı istiyorum.

Bunlardan birincisi, değerli hemşehrimiz işadamı Avni Çelik’in finansmanı sağladığı ÇEKVA’nın Çanakkale’de bulunan şehitliklere yaptığımız gezide öğrencilerimiz için hazırladığı nereleri göreceğimizi, bu harbin Türkün tarihindeki önemini ve her detayı açıklayan 100 sahifeyi bulan notunu gezi boyunca sesi kısılıncaya kadar anlatması idi.

İkincisi ise, oturduğu mahallede geçirdiği bir hastalık nedeniyle hareket edemeyen sahibi olduğu tekerlekli sandalyesi ile fazla hareket imkanı bulamayan bir özürlü vatandaşımıza motorlu bir vasıta almak için başlattığı kampanya idi. Tüm tanıdıklarından sağladığı destek yanında kendisinin bir memur emeklisi olarak yaptığı katkı ile bu vasıtayı aldı ve bu engelli vatandaşımızı sevindirdi.

Yazımı son vermeden önce kızı Müge Tekin’in telefonla bana babasının ailesi hakkında söylediklerini sizlere aktarmayı istiyorum;

“Örnek bir aile. Son derece ülkeye, vatana bağlı bir aile. Aile olmanın ne olduğunu bilen insanlar. Bize devletin bekasını, önemini anlattılar. Atatürk ilke ve inkılaplarını bize aşıladılar. Aile kurumunun iyi bir örneğini bize gösterdiler.”

Çok büyük katılımla kılınan cenaze namazına çok sayıda hemşehrimiz katıldı. Bunlar arasında sınıf arkadaşları Özden Duru, İlhan Çenesiz ve kızı, Nejat ve Nihal Berkay, Sabit ve Nedret Velidedeoğlu, Turgut Utku hatırlayabildiklerim.

İstanbul-Nakkaştepe’de bulunan mezarının yanına gömülen değerli ağabeyim Mehmet Yemenici’ye Allah’tan rahmet ve kederli ailesine ve dostlarına başsağlığı diliyorum. Ayrıca hastalığı esnasında ve Dr. Siyami Ersek Hastanesi’nde kendisini yalnız bırakmayan ve ilgilerini esirgemeyen Çorumlu hemşehrimiz Doktor Tuna Tezel ve eşi Dr. Hikmet Tezel’e bir ağabey olarak içten teşekkür ediyorum.

İstanbul, 15 Ekim 2008