”BAŞBAKAN SALONA NASIL GİRER”

Geçen ay Bulgaristan’a bir seyahat yapmıştım.Dönüşümde yazdığım yazıda orada bir cumhurbaşkanının ne kadar sade ve gösterişsiz bir şekilde yaşadığını bilginize sunmuştum.

Bu arada Ertuğrul Özkök’ün benzeri konuda bir yazısını okudum.Yazı benim tespitime benzer bir tespit yapıyordu.

İsterseniz ilk önce benim yazımdan ilgili satırları sonra sayın Özkök’ün satırlarını okuyalım ve sonra bir değerlendirme yapalım.

*     *     *

Benim yazımdan;

”Toplantı günü öğle yemeğini takiben Büyükelçimizi ziyaret ettim. Daha sonra Marmara Vakfı’nın 11 yıldan beri (1998 yılından beri) her yıl tertiplediği Avrasya Ekonomik Zirvesi’ne Cumhurbaşkanlığı döneminden beri devamlı katılan eski Cumhurbaşkanı Zhelyu Zhelev’le buluşmak üzere otelime döndüm.Kendisi beni aldıracaktı. Beklerken sekreteri beni almaya  kendisinin geleceğini ve biraz gecikeceğini telefonla bildirdi.Trafik sıkışıklığı nedeniyle oldukça geciken sayın Zhelev ile daha sonra bir randevum olduğu ve zamanın yetersizliği nedeniyle konutunda değil otelde sohbet ettik.

Bu arada benim dikkatimi çeken ve oldukça hayretime sebep olan bir hususu sizinle paylaşmayı istiyorum. Cumhurbaşkanı otele normal ve pek yeni olmayan bir otomobil ile geldi. Arabada kendisinden başka şoförü ve bayan sekreteri vardı. Kendisine refaket eden ne bir polis veya ne de polis arabası vardı…Bizde ise durum tamamen farklı… Bizde belki de güvenlik açısından böyle farklı davranılıyor…”

*     *     *

Ertuğrul Özkök Berlin’de Alman Dergi Yayıncıları Birliği tarafından tertiplenen ödül törenine katılmış.Burada yılın girişimcisi ödülü Mercedes  Genel Direktörü Dr.Dieter Zetsche’ye,  ”Altın Victoria” ödülü ise uyuma yaptığı katkıdan dolayı Aydın Doğan’a verilmiştir.

Bu törenle ilgili olarak Ertuğrul Özkök’ün yazdığı ”Başbakan Salona Nasıl Girer” başlıklı yazısından, konu ile ilgili satırlarını aşağıda veriyorum.

”Gelişmiş bir demokrasi kültürü ile, henüz olgunluğa erememiş şarkvari bir demokrasi kültürünün farkı, bir başbakanın salona girişinde kendini gösteriyor.

Merkel, başka bir toplantıya da katıldığı için, ödül töreni başladıktan sonra salona girdi.

Türkiye’de bir başbakanın salona girdiğini nereden anlarsınız?

Önce bir kamera ve fotoğrafçı telaşı başlar.

Bu telaş, yavaş yavaş çığ haline gelir ve sonunda, geçiş yolunun kenarında oturanların üzerine yıkılır.

İkinci dalga ise koruma ordusu ile gelir.

Merkel’in salona girişini hiçbirimiz fark etmedik.

Çünkü yanında bir danışmanı, özel kalem müdürü ve bir korumasından başka kimse yoktu.

Alman Başbakanı ön sıraya geldi ve Dr. Burda, Aydın Bey ve Daimler’in patronunun elini sıkıp yerine oturdu.

Törenden sonra bir üst kattaki açık büfeye geçtik.

Salonun bir bölümü, özel kişilere ayrılmıştı.

Merkel’in orada kalışı 15 dakika olarak planlanmıştı.

Ancak bir saatten fazla kaldı.

Elindeki şarap kadehi ile, bizlerle uzun süre, son derece samimi ve rahat şekilde sohbet etti, şakalar yaptı.

Orada da koruma terörü yoktu.

Merkel’in davranışları hepimizin dikkatini çekti.

İster kadın ister erkek, yanına kim gelirse gelsin, mutlaka ayağa kalkıp elini sıkıyor.

Ayrılmak için yanına gelen herkese de aynı şeyi yapıyor.

Gece saat 22.00’yi geçerken Başbakan Merkel de kalktı.

Hepimizin teker teker elini sıktı ve aynı sempatiklikle ayrıldı.

Büyük salonu baştan sona geçerken ve merdivenleri inerken onu takip ettim.

Kalabalık yarılmıyordu bile.

Merkel, geldiği gibi sessizce ve salonda açık büfede yemeğini yiyen insanlar farkına bile varmadan ayrıldı.

Yerleşik demokrasilerin kültürü farklı oluyor.

Medyasına bakışı da farklı.

Salonlara giriş çıkışı da…

Çünkü oralarda milli irade kavramı, baskıcı ve keyfi bir zihniyetin lakabı değil, çoğulcu bir demokrasi ahlakının gerçek adı oluyor.

*     *     *

Benim ve Ertuğrul Özkök’ün değerlendirmemiz üst üste çakışıyor.İkimiz de ülkemizde devlet protokolünün aşırılığa kaçan tutumuna dikkat çekiyoruz.

Ben bunun nedeninin,  güvenlik açısından böyle farklı davranıldığına bağlarken Ertuğrul Özkök ise yerleşik demokrasilerin kültürünün farklı oluşuna bağlıyor.

İstanbul,25 Kasım 2008

Ertuğrul Özkök,”Başbakan Salona Nasıl Girer” Hürriyet,19 Kasım 2008