BEDİİ FAİK ATATÜRK’Ü ANLATIYOR

İstanbul’da Harbiye Orduevi içinde yer alan Askeri Müze’nin İnönü Salonu’nda 17 Kasım 2008 tarihinde Marmara Grubu Stratejik ve Sosyal Araştırmalar Vakfı tarafından tertiplenen büyük Atatürk’ün ebediyete intikallerinin 70.yıldönümünde Başyazarı Falih Rıfkı Atay’ın en yakın kalem ve çalışma arkadaşı gazeteci yazar Bedii Faik’in Atatürk’ü anlattığı bir toplantı gerçekleştirildi.

Bu geniş ilgi yaratan toplantıya öğretmenler için hazırlanan Çevre Eğitim Semineri’nde görevli olduğum için katılamadım.

*     *     *

Tufan Türenç’in bu toplantı ile ilgili değerlendirmesini birlikte okuyalım;

”Bedii Bey Atatürk’ü anlatıyor.

Sözcükleri kuyumcu ustalığıyla inci gibi dizerek hiç görmediğimiz bir Atatürk resmi çiziyor.

Bedii Faik çok usta bir köşe yazarıydı.

Özellikle onun kısa fıkraları hayranlık uyandıracak kadar keskin bir zekâ ürünüydü.

Bedii Bey mesleğinde çok büyük bir isim olduğu için Atatürk’ün çok yakınında olan politikacılar, düşünce adamları, yaşamının son dakikasına kadar onun yanında olan vefalı dostlarıyla birlikte olmuştu.

Onlardan dinlediği Atatürk’le ilgili hiç duymadığımız anıları anlattı.

Konuşması boyunca Atatürk’e dış kaynaklı yönlendirmelerle başlatılan saldırılara hem şaşıyor, hem büyük öfke duyuyordu.

Bu saldırılar için kullanılan yazar çizer, akademisyen ve tarihçilere nezaket sınırını aşmadan çok ağır eleştirilerde bulundu.

Bu kalem ve söz ustasının yaklaşık iki saat süren konuşması keşke bu salonla sınırlı kalmasaydı.”

*     *     *

Bu toplantıda Bedii Faik tarafından yapılan konuşmanın özetini Son Dakika Haber sitesinde buldum. Bu satırları aşağıda veriyorum;

” Faik, Can Dündar tarafından hazırlanan ‘Mustafa’ belgeselinin, ‘belgeselle alakası olmadığını’ savunarak, şöyle konuştu:

‘Bu niçin yapılmıştır? Yapan kişiye iftira etmek istemiyorum, ama Mustafa belgeselinde Atatürk, bugünkü nesile içki sigara ve korku ile anlatılıyor. Bu kadar insafsızlık olmaz. Bence acınacak bir davranış. Belgesel objektif ciddi ve haysiyetli olmalı.’

Belgesele ‘Mustafa’ adının verilmesini de eleştiren Akın, Atatürk’ün sadece çocukluk döneminde ‘Mustafa’ olduğunu, ilkokuldan sonra ‘Kemal’ adını aldığını dile getirdi. Akın, ‘Atatürk’ü Mustafa olarak anmak, O’nu Kemal’e erdirmemek içindir’ dedi.

Bedii Faik Akın, Atatürk’e haksızlık ve saygısızlık yapılan bir belgeselin galasının Atatürk’ün hayatını kaybettiği Dolmabahçe Sarayında gerçekleştirilmiş olmasının çok acı olduğunu da vurgulayarak, bazı devlet adamlarının belgeseli ayakta alkışlayıp övgüler yağdırmasını da üzüntü ve hayretle karşıladığını ifade etti.

Can Dündar’a devlet arşivlerinin ve belgelerinin hangi amaç ve zihniyetle açıldığını anlayamadığını belirten Akın, ‘Acaba bu belgeleri inceleyip belgeseli hazırlayanların gereken bilgi ve birikimi var mıydı?’ şeklinde konuştu.

Belgeselde bahsedilen ‘Dört Mevsim’ tablosuna da değinen Akın, şunları kaydetti:

‘Güya Atatürk hastalığının en ağırlaştığı dönemde o tabloya bakıp bu ülkeden ayrılmak, Selanik’e gitmek istemiş. Atatürk, hasta yatağında değil ülkesini terk etmek, siroz nedeniyle karnından su alınırken Hatay’ı ana vatana katmayı başardı. Hasta yatağında ülkesinin sınırlarını genişletmeye çalışan bir liderin ülkesini terk etmek istediğini söylemek haksızlıktır. Ayrıca o tablo Atatürk’ün ölümünden sonra yapılan dekorasyon sırasında saraya getirilmiştir. Atatürk yaşarken o tablo orada yoktu bile.’

Akın, Atay’ın Atatürk için, ’20. asrın en büyük Müslümanıdır’ dediğini anlatarak, Atatürk’ün ‘dinliler’ ve ‘dinciler’ diye iki ayrı tanım yaptığını ve ‘dini dincilerin elinden kurtarmak istediğini’ ifade etti.

Atatürk’e ‘dinsiz’ diyenlerin de O’na çok büyük haksızlık yaptığını vurgulayan Akın, Atatürk’ün İslamiyeti en iyi anlayan insanlardan biri olduğunu sözlerine ekledi.”

*     *     *

Konuşmasının sonunda ;

”Bedii Faik, “Atatürk’e neden büyük diyorsunuz? Onu neden olağanüstü başarılı gösteriyorsunuz? Neden her yaptığını göklere çıkarıyorsunuz?” diye soranlara şu yanıtı verdi:

“Büyük de ondan… Başarılıydı da ondan… Güzeldi, yakışıklıydı da ondan… Atatürk bir dehaydı da ondan…”

İstanbul, 26 Kasım 2008

Tufan TÜRENÇ,

“Bedii Faik’in Atatürk’ü”