İTÜ  Rektörü Prof.Dr. Muhammed Şahin’in Ulu Önder Atatürk’ü Anma Töreni Konuşması

Bundan önceki yazımda ,bu anma töreninde yeğenim İsmet Soyocak’ın yaptığı konuşmayı sizlerin değerlendirmesine sunmuştum. Bu yazımda ise aynı törende Rektörümüzün yaptığı konuşmayı aşağıda değerlendirmenize sunmayı istiyorum;

Sayın Özden TOKER,

Sayın Ülkü ADATEPE,

Değerli Öğretim Elemanları,

Sayın Konuklar,

Sevgili Öğrenciler,

Değerli İdari Çalışanlar,

Bugün, İstiklal Savaşımızın önderi, Cumhuriyet’imizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün ölümünün 70. yıldönümü.

Uzun yıllar büyük bir matem havası içinde anılan Atatürk’ün ölüm yıldönümleri zaman içinde yerini daha bilinçli ve Atatürk’e yakışan anma biçimlerine bıraktı.

Elbette ki millet olarak, içimizden yetişmiş bu büyük insanı kaybetmiş olmaktan ötürü her zaman büyük bir üzüntü ve acı duyduk; duymaya da devam edeceğiz. Ancak aradan geçen 70 sene içinde bize düşen 10 Kasım’ları bir matem günü olarak geçirmek değil, öncelikle Atatürk gibi büyük bir lidere sahip olduğumuz için sevinç, coşku ve gurur duymak; ikinci olarak da O’nun gösterdiği hedefler doğrultusunda ne kadar ilerleyebildiğimizin soğukkanlı ve bilinçli bir muhasebesini yapmaktır.

Değerli Konuklar,

Mustafa Kemal 1926’da yaptığı bir konuşmada “ben ölürsem necip milletimizin beraber yürüdüğümüz yoldan asla ayrılmayacağına mutmainim; bununla müsterihim” demişti. Demek ki Atatürk kendi ölümünden sonra milletin yapması gereken yegane şeyin “beraber yürünülen yoldan asla ayrılmamak” olduğunu belirtmiştir.  Bu yol  yine kendisinin net bir biçimde ifade ettiği gibi  “Türk milletinin yürümekte olduğu yol,  terakki ve medeniyet yolu”dur ve bu yolda “elinde ve kafasında tuttuğu meşale, müspet ilimdir”. Atatürk bu yolun hedefini de “Milli kültürümüzü muasır medeniyet seviyesinin üstüne çıkarmak” olarak belirlemiştir. İşte  özellikle böyle günlerde bize düşen bu ilerleme ve uygarlık yolunda çağdaş medeniyet seviyesinin üzerine çıkmak için bizim neler yapabildiğimizi düşünmektir.

Sevgili Öğretim Elemanı Arkadaşlarım,

Atatürk “hayatta en hakiki mürşid ilimdir, fendir” derken doğal olarak bizlere de büyük bir görev yüklemiştir. Onun açtığı yolda bilimi ve fenni bizler üretecek, ülkemizi bu bakımdan dünyanın en gelişmiş ülkeleri ile rekabet edebilir hale getirip onları da geçmek için var gücümüzle çabalayacağız.  235 yılı aşkın geçmişi olan bir kurumun mensupları olarak artık gözümüz ve hedefimiz “gelecek”tedir ve Atatürk’ün gelecekteki ölüm yıldönümlerinde bu hedeflere ulaşmış bir biçimde O’nun karşısına çıkabilmek başlıca çabamız olacaktır.

Sevgili Öğrenciler,

Atatürk’ün en önem verdiği Cumhuriyet’i emanet ettiği gençler olarak size de büyük ödev ve sorumluluklar düşüyor. Size ne mutlu ki bu büyük sorumluluğu O’nun aydınlığı ve yol göstericiliğinde yerine getirme olanağınız bulunmaktadır. Sizleri bilimin ışığında Cumhuriyet’e ve onun değerlerine bağlı gençler olarak yetiştirmek için benim ve öğretim elemanı arkadaşlarımın bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da büyük bir gayret sarfedeceğimizden şüpheniz olmasın.

Üniversitemizin  Değerli İdari Çalışanları,

Kurumumuz önümüzdeki dönemde kararlı bir biçimde Atatürk’ün gösterdiği hedefe yönelerek geleceğe yönelik  vizyonunu hayata geçirecektir. Bu yolda biz öğretim elemanlarına ve öğrencilerimize en büyük destek ve katkı yine büyük bir özveri ile görev yapan siz çalışanlarımızdan gelecektir. Önümüzdeki 10 Kasımlara öğretim elemanları, öğrencileri ve idari çalışanlarıyla birlik ve beraberlik içinde Atatürk’ün koyduğu ilkelere daha sıkı bağlı bir biçimde girecek olan İstanbul Teknik Üniversitesi, ülkemizde de aynı birlik ve beraberliğin yaşanması için elinden geleni yapacaktır.

Değerli Konuklar,

Ölümünün üzerinden 70 sene geçtikten sonra ülkemiz, Atatürk’ün gösterdiği hedefler doğrultusunda nereye gelmiştir? Bu hedeflere ulaşabilmek için neler yapılmalıdır? Atatürk bugünkü durumu görebilse idi neler söylerdi? İşte bütün bu sorulara cevap olarak sözlerime Halim Yağcıoğlu’nun “Atatürk’ten  Son Mektup” şiiri ile son verirken törenimize katılarak bizleri onurlandıran Sayın Özden Toker’e ve Sayın Ülkü Adatepeye’ye çok teşekkür ediyorum.

Bize bağımsız, özgür, başı dik ve geleceğe umutla bakan bir ülke hediye ettiği için de Mustafa Kemal Atatürk’ü yetmişinci ölüm yıldönümünde bir kere daha saygı ve şükranla anarken hepinize sevgi ve saygılarımı sunuyorum.”

*    *    *

İsmet ile birlikte Rektörümüzle çektirdiğimiz fotoğrafı bu yazıma ekliyorum.

Prof. Dr. Ahmet Samsunlu, İTÜ Rektörü Prof. Dr. Muhammed Şahin ve İsmet Soyocak.

Bu konuşma hakkındaki değerlendirmeyi sizlere bırakıyorum.

Rektörümüzün konuşması sonunda okuduğu şiiri de sizlere gelecek yazımda sunacağım.

İstanbul. 14.Kasım 2008