“AMMA DA SAFMIŞSIN HOCA”

Bu cümleyi bana Koç Holding’in eski üst düzey yöneticilerinden, şu an da serbest çalışan ve aynı zamanda Beşiktaş Spor Kulübü Yönetim Kurulu üyesi Uğur Ekşioğlu, Özelleştirme İdaresi Başkanı Uğur Bayar’a sorduğum sorular ve verdiğim bilgilerden sonra toplantı çıkışında söyledi. Birden çok şaşırdım. Düşününce kendisine hak verdim.

Bugüne kadar hepimizin ülkemizin kalkınması ve biraz da çocuklarımızın ileride rahat etmeleri için bazı yatırımlarımız olmaktadır. Bu yolda atılan adımlar küçük yatırımcıları geneldi hüsrana uğratmakta ve verdikleri paralar kaybolup gitmektedir.

Benimle ilgili böyle bir değerlendirme yapılmasına neden olan hususları sizinle de paylaşmayı istiyor ve o toplantıda konu ile ilgili olarak benim verdiğim örnekleri kısaca açıklıyorum:

  • Babamın Çorum Çimento Fabrikası’nda Hisse Alması (1953)

Bundan önceki yazımda da belirttiğim gibi Çorum Çimento Fabrikasından hisse alan Çorumlu mahalli yatırımcıların kaybı çok büyük olmuştur. Bizim 1950’li yıllardaki 12.000 TL’lik hissemiz halen 12.000 TL’lik hissemiz halen 12.000 T olarak durmaktadır. O zaman bu para ile 3 kamyon alabilirdik. Şimdi 12.000TL ile ne alabiliriz.

  • 2da kurulan işçi şirketi TÜRKSAN ortaklığı (1963)

Almanya’da yüksek tahsil yaptığım sıralarda o zamanki Almanya Büyükelçimiz Ziya Müezzinoğlu’nun da teşvikiyle, Almanya’daki işçilerin Türkiye’de yatırım yapmaları ve ülkemizi sanayi tesislerine kavuşturmaları yönünde önemli girişimleri oldu. Ben de küçük talebe bütçemden 1000 DM ayırarak Türksan isimli işçi şirketine ortak olarak katıldım. Aradan yıllar geçti, Türksan küçüle küçüle etkinliğini kaybetti. İlk yöneticilerin çoğu büyük iş adamı oldu… Bizim hisse ise fazla bir getiri sağlamadı. Gazetelere bakıyorum Türksan ile ilgili hiçbir haber yok.

  • HASTAŞ Şirketine katılma (1969)

Ankara’da yedek subaylık görevimi sürdürürken gazetelerde Türkiye’nin önünü açacak bir halk şirketinin kurulmakta olduğunu ve kuruculuğunu o zaman milletvekili olan Suphi Baykam’ın yaptığını okudum. Hemen ülkeme katkım olur mu diye düşündüm ve üye oldum. Verdiğim 1000TL o zamanki değeri yaklaşık 12 altın civarında idi. Bu şirketten fazla bir haber alamadım. Bir müddet sonra battığını öğrendim. Başında güvenilmesi gereken bir siyasetçi olması da benim gibi bir küçük yatırımcının mağdur olmasını önlemedi.

  • “TAM HAYAT” Hayat Sigortası Üyeliği (1970)

Avrupa’da insanlar geleceklerini garantiye almak için mecburi sigortalarına ek olarak hayat sigortası ve benzeri sigorta anlaşmaları yaparlar. Almanya’dan döndüğüm sıralarda büyük bir gazetede Tam Hayat sigortası ile ilgili geniş kapsamlı bir kampanya başlamıştı. Ben de hemen üye oldum ve ayda 50 TL (yarım altın) ödemeye başladım. Hürriyet Gazetesi bünyesinde yer alan bu sigorta daha sonra başkasına satıldı. Ben ise aidatımı ödemeye devam ettim. Alan grup 1990’lı yıllarda battı. Çeşitli girişimlerimden bir netice alamadım. Burada da kaç altın battı gitti bilemiyorum, hesaplamayı da istemiyorum.

  • BAKIRSAN A.Ş Hissedarlığı (1977)

İzmir’de öğretim üyeliği yaptığım sıralarda kardeşim Mehmet beni telefonla aradı. Ülkemizin sanayileşme kademesinde bakır üretiminin çok önemli bir yeri olduğunu belirterek, bu konuda faaliyetle bulunan Sarkuysan şirketinden ayrılan hemşehrimiz Yusuf Ay’ın da dahil olduğu bir kurucu grubu ile Bakırsan A.Ş’yi kurmak istediklerini belirtti ve benim de kurucu olmamı istedi. 51 kurucu arasında 10.000 TL vererek girdim. Bu paranın o zamanki değerin yaklaşık 2000 DM civarında idi. Bu şirket kuruldu. Hendek civarındaki fabrika bir müddet çalıştı. Sonra işletme zorlukları başladı, borçlanıldı ve firme el değiştirdi. Uzun bir süre yaşar Keçeli idaresinde kalan şirket iflas halinde iken satıldı. Bizim hisseler ne oldu bilmiyorum… Herhangi bir netice alamayacağımı ve küçük yatırımcı olarak sahipsiz olduğumu bildiğim gibi takip etmiyorum. Nasıl olsa bir sonuç çıkmayacağı için peşine de düşmüyorum.

Değerli okuyucularım, benim gibi bir tüccar oğlu, yüksek tahsil yapmış, profesörlüğe yükselmiş ve bu ülkeye bakanlık yapmış bir kimsenin başına bunlar gelirse, normal bir vatandaş neler yaşamamıştır. Bu durumda kim kolay kolay küçük tasarruflarını memleketin gelişmesine büyük katkıda bulunacak hisse senetlerine ve diğer menkul değerlere yatırır.

Ağzım küçük tasarrufçu olmaktan yandığı için 20 yıla yakın bir süreden beri hiç hisse senedi almadım. Birkaç ay önce bu kararlılığımı bozdum. Türkiye’nin medarı-ı iftiharı olan Atatürk’ün direktifiyle İş Bankası’nın özelleştirilmesinde bir miktar hisse senedi aldım. Bu defa hüsrana uğramayacağımı ve uğratılmayacağımı ümit ediyorum.

Değerli okuyucularım, ben mi safım yoksa ülkemiz uyanıklarla, gözü açıklarla mı dolu? Bunun sizin değerlendirmenize bırakıyor ve bu konularda hüsrana uğramamanız için dikkatli olmanızı tavsiye ediyorum. Bununla birlikte güvenilir kimselerce kurulacak mahalli küçük tasarruflara dayalı şirketlere katılmanın ve destek vermenin yine de faydalı olabileceğini ümit ediyorum.

İSTANBUL 16.6.1998