DOĞU PERİNCEK’İN LOZAN’DAKİ HAYKIRIŞI

Lozan Antlaşmasının 82.yılını kutlamak için İsviçre’nin Lozan kentinde bir araya gelen 500’e yakın Türk aydını,antlaşmanın imzalandığı şehirde Türk Milletinin bu antlaşmaya nasıl sahip çiktığını ispatladılar.Bu girişimlerinden dolayı kendilerini kutluyorum. Lozan’da yapılan  basın toplantısında söz alan Doğu Perincek konuşmasında,”Ermeni soykırımı olmamıştır”diye belirtince İsviçre adli makamları tarafından savcılığa sevk edilmiş ve ifadesi alınmıştır.Birçok ülke gibi İsviçre’de bu şekilde bir ifadeyi suç kabul etmektedir. Sayın Perincek’in siyasi görüşleri ve takip ettiği yol birçok kimse tarafından tasvip edilmese de,aşağıda sizlere sunduğum, savcılıkda verdiği ifadesinin tümünü okuduğunuzda kendisini taktir etmemek ve ne kadar vatansever olduğunu inkar etmek mümkün değil.Milli davalarımızda nasıl birlikte hareket etmemiz gerektiğini ortaya koyan bu cesur müdafası için kendisini kutluyorum.

*          *          *

Dogu Perinçek’in Isvicre’deki sorgulanmasi ve savciya verdigi cevap

WINTERTHUR/UNTERLAND SAVCILIĞI

Sayı: A-1/2005/Brandtour

23 Temmuz 2005-07-29 Saat 20.51

Savcı R. Jaeger ile Gfr Patrick Studer’in yetkili oldukları sorguda, tutanak katibi N. Burri, gözlemci Ali Rıza Görgün, Türkiye  Konsolosluğu Ataşesi Bay Ersoy Yılmaz bulundular. Yazılı celpname ile getirilen Doğu Perinçek’ın, sorulara sanık olarak yaptığı açıklamalar.

Tutanak notu:

Sanığın varolan çevirmene ihtiyaç duymadığını ve Almancayı iyi  anlayıp konuştuğunu belirtmesi üzerine, sorgusu, Almanca yapıldı.  Sanığın sorgusunda gözlemci olarak Avukat Ali Rıza Görgün ve Ataşe  Ersoy Yılmaz bulundu.

Konu

Tutanak notu:

Sanığa,

– Her zaman bir savunman isteyebileceği,

– ifade vermekten kaçınabileceği,

– ifadelerinin ispat aracı olarak kullanılacağı

anlatıldı. Haklarımı anladım. İfade vereceğim, zaten haklıyım. Kaldı ki hukuk doktoruyum ve savunmamı kendim yapacağım, dedi.

Tutanak notu: Kimliği saptandı.

Soru: 22 Temmuz 2005 Cuma günü, saat 14.00 dolaylarında Glattbrugg’ta Hilton Otelinde bir basın toplantısına katıldığınız doğru mu?

– Evet doğru.

Soru: Lozan 2005 örgütleyicilerinden misiniz?

– Hayır, ben örgütleyici değilim, fakat katılımcıyım.

Soru: Bu toplantıyı kim örgütledi?

– İsviçre, Almanya ve Türkiye’deki Atatürkçü Düşünce Dernekleri ve  İşçi Partisi Ulusal Strateji Merkezi.

Soru: Sizi bu toplantıya kim çağırdı?

– Belirttiğim örgütler.

Soru: Bu basın toplantısının amacı neydi?

– 24 Temmuz 1923 tarihli Lozan Antlaşması’nın mirasını savunmak.

Soru: Basın toplantısı kamuya açık mıydı?

– Evet.

EN YÜKSEK HAK VATAN SAVUNMASI

Soru: Mikrofonu alıp kısa bir konuşma yaptınız mı?

– Evet

Soru: Orada bulunan medya mensuplarına ve diğer katılımcılara hangi mesajları verdiniz?

– Dedim ki: Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa’nın birçok parlamentosu, Ermeni soykırımını kabul etti. Bu uluslararası bir  yalandır. Bu tarihsel bir yalandır. O zaman, Birinci Dünya Savaşı  koşullarında, üç emperyalist devlet, İngiltere, Fransa ve Çarlık  Rusyası, bizim anavatanımızı paylaşmak istediler. Ve biz ülkemizi  savunduk. Bu soykırım değil, fakat vatan savunmasıydı. Vatan  savunması, insanlığın en yüksek hakkıdır. Bugün Tages Anzeiger  gazetesini okudum ve orada basın toplantısında benim söylediklerim  konusundaki haber doğru. Konuşmam aynı zamanda televizyon  kuruluşlarının kameraları tarafından da kayda alındı. Bu kayıtları  getirtebilirsiniz.

YALAN MI DEDİNİZ

Soru: Siz Ermenilere 1915 yılında yapılan soykırımı yalan olarak mı nitelediniz?

– Evet yalan olduğunu söyledim ve ayrıca bu konuda bir kitapçık  dağıttım. Bu kitapçığı Neue Züricher Zeitung gazetesine de verdim.  Umarım yarın bu konuda yayın yaparlar.

Soru: Niçin bu umudu besliyorsunuz?

– Çünkü ben yalandan yana değil, fakat gerçekten yanayım. Dünya  dönüyor. Ben aynı zamanda tarihçiyim. Ankara Hukuk Fakültesi’nde görev  yaptığım zaman Kamu Hukuku meseleleri üzerinde çalıştım ve aynı  zamanda Ermeni sorunu üzerine araştırmalar yaptım ve yazdım.  Rus-Sovyet arşivlerinin belgelerini de inceledim. Binlerce ve binlerce  belge kanıtlamaktadır ki, o zaman yaşanan olaylar halklar arasında  karşılıklı kırımdı; soykırım değildi. Ermeniler, emperyalist  devletlere alet oldular. Türkiye, kendi vatanını savundu. Bu konu en  iyi İsviçre’de anlaşılır. Bir büyük devlet eğer Fransızca konuşan  İsviçrelileri veya İtalyanca konuşan İsviçrelileri kışkırtacak olsa ne  yaparsınız? O zaman vatanınızı savunursunuz, tıpkı bizim yaptığımız  gibi. En yüksek hak, düşünce özgürlüğü yanında vatanı savunma  hakkıdır. Bu, elbette sizin anayasanızda da var. Ben anayasa hukuku uzmanıyım. Avrupa anayasalarını biliyorum.

GÖRÜNTÜ KAYITLARI

Soru: Dr. Doğu Perinçek’in basın toplantısındaki konuşmasının CD kayıtları gösterildikten sonra soruldu: Bu konuşma hakkında hangi  yorumu yapıyorsunuz?

Soru: Bunlar gerçekler. Gerçeği savunmuş olmak, insanlığı savunmuş  olmak ve Türkiye ile İsviçre arasında dostluğu savunmuş olmak; benim  için özel bir şereftir. İsviçre’nin bizim için özel anlamları var.  Çünkü Lozan Antlaşması İsviçre’de imzalandı. İsviçre bizim hiçbir  zaman düşmanımız olmadı. İsviçre tarafsız bir devlettir. İsviçre  Türkiye’ye karşı tertiplerin içinde yer almadı. İsviçre, Türkiye’ye  karşı savaş yürütmedi. Benim basın toplantısında söylediğim her şey,  sözümona Ermeni soykırımı üzerine açıkladıklarım, düşünce ve araştırma özgürlükleri çerçevesi içindedir. Bu konular, bilimsel araştırma  alanına aittir; yoksa parlamentolara değil. Bu, tarihçilerin ve  araştırmacıların konusudur; yasa çerçevesinde ele alınacak bir konu  değildir. Ortaçağın cadı davaları zamanında, bu tür konular Ortaçağın dinsel otoritelerinin yetkileri içindeydi. Bu soruşturma, engizisyon  soruşturmasıdır; çünkü düşünce özgürlüğüyle ilgilidir. Savcılar ve  mahkemeler, gerçekler hakkında karar verme hakkına ve gücüne sahip  değillerdir. Bu soruşturma, İsviçre hukukuna göre, hukuka ve anayasaya  aykırıdır. Ben korkmuyorum. Gerçeklerden korkan, sizsiniz. Beni buraya  davet etmekle korktuğunuzu gösterdiniz. Beni niçin buraya çağırdınız?  Gerçeklerden korkuyorsunuz. Siz gerçeğin öğrenilmesini istemiyorsunuz.

Soru: Her devletin kendi yasalarını kendisinin yapması konusunda  görüş birliğimiz var mı?

İyi ama uluslararası hukuka karşı yapılan yasalar için değil,  anayasaya karşı değil, insan haklarına karşı yasalar için değil. İnsan  hakları, İsviçre anayasasının temel haklarıdır. İsviçre  parlamentosunun kararlaştırdığı kanun, İsviçre anayasasına aykırıdır.  Önümüzdeki yıllarda İsviçre parlamentosunun bu hatayı bertaraf  edeceğini göreceğiz. Biz bunu İsviçrelilerden bekliyoruz. Çünkü  İsviçre halkı iyi bir halk. İsviçre halkının vicdanı var.

TÜRKİYE’DEKİ VATAN HAİNLERİNİN ÖZGÜRLÜĞÜ

Soru: Türkiye’de 1915’te yaşanan Ermenilerle ilgili olayları halk katliamı olarak kabul etmek ceza nedeni mi, yoksa Türkiye’de herkes bu görüşü savunmakta özgür mü?

– Hayır, ceza nedeni değil. Birçok tarihçi ve entelektüel ve vatan haini, sözde Ermeni soykırımı üzerine yazıyor ve gevezelik yapıyor.  Türkiye’de bu görüşe sahip olma özgürlüğü var. Peki siz bu konuyla  niçin ilgileniyorsunuz?

Soru: Basın toplantısında başka konuşmacılar da var mıydı?

– Evet, biz İsviçre’ye Ankara ve İstanbul’dan aşağı yukarı 200 seçkin şahsiyet olarak geldik. Hilton’da basın toplantısının yapıldığı salon küçüktü, 200 kişiyi alacak büyüklükte değildi. Bu nedenle bazı arkadaşlarımız koridorlardaydı.

Soru: Mikrofondan kaç kişi konuştu?

– Beş altı şahsiyet. Kıbrıs eski Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş,  Türkiye’nin en büyük üniversitesinin rektörü Prof. Dr. Kadri Yamaç, E.  Korg. Yaşar Müjdeci ve Lozan2005’in iki düzenleyicisi.

Soru: Toplantıya ne kadar yabancı dinleyici katıldı?

– Sizin makamınızın polisleri vardı; bir de İsviçre ve Türk  basınından gazeteciler.

Soru: Biliyor musunuz, basın toplantısı nasıl duyuruldu?

– İsviçre basınına bildirdik. Ayrıca internette bir Lozan2005 sitesi  var. İstedik ki, herkes gerçekleri bilsin.

Soru: İlgilenen herkes bu toplantıya katılabilir miydi?

– Gizli değildi, herkes gelebilirdi.

Soru: Size bu toplantının konusu olarak bildirilen neydi?

– Toplantının konusu, Türkiye’nin bağımsızlığı ve toprak bütünlüğü idi.

Soru: Bu toplantı hangi başlık altında yapıldı?

– Bizim için Lozan demek, milletimizin ve vatanımızın bağımsızlığı ve bütünlüğü demektir.

Soru: Size bir konuşma konusu verildi mi, yoksa konuyu seçmekte  serbest miydiniz?

– Serbesttim. Video kaydında da görüldüğü gibi, söz istedim.

Soru: Konuşmanızın içeriğini yansıtan belli bir çoğaltılmış metin var mıydı?

– Hayır.

ŞÜPHE ETME SUÇU

Soru: Daha önce size, konuşmanızın özünü oluşturan Ermeni halkına  katliam konusunda şüphe etmenin, İsviçre’de mesele olarak görüldüğü  bildirilmedi mi?

– Bunu biliyorum. Bu kanun hükmü hukuka ve anayasaya aykırıdır. Bu  kanun benim için şaşırtıcı olmuştur. Bu ne biçim kanun? Bu kanun  ihtiyaca uygun değildir.

Soru: Türkiye, yasama, yürütme ve yargı arasında kuvvetler ayrılığını kabul ediyor mu?

– Evet, bunlar devletin üç işlevidir.

EĞER BİR KANUN ANAYASAYA AYKIRI İSE

Soru: Siz bir hukukçu olarak, yasama organının koyduğu ceza  kanunlarının yargı için bağlayıcı görev olduğu konusunda benimle aynı  görüşte misiniz?

– Yargı için bağlayıcı olan anayasadır. Eğer bir kanun anayasaya  aykırı ise, bir savcı anayasanın hükümlerini uygular. Anayasa da bir  kanundur, ancak en yüksek bağlayıcıdır. İsviçre’de bulunduğum zaman,  benim için İsviçre anayasası bağlayıcıdır, zira İsviçre makamlarına  güveniyorum. İşte bu güven nedeniyledir ki, özgürce konuştum. Zürih’te  hukuka uygun davranan savcıların ve mahkemelerin bulunduğunu  sanıyordum; bu yüzden özgürce konuştum.

İSVİÇRE PARLAMENTOSU İÇİN UTANÇ

Soru: Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Alt Komisyonu’nun, Avrupa Parlamentosu’nun ve İsviçre Millî Meclisi’nin 1915’teki Ermeni  olaylarını halk katliamı olarak kabul etmesine karşı tutumunuz nedir?

– Bunlar yalandır. Bunlar emperyalist yalanlardır. Bu, İsviçre parlamentosu için bir utançtır.

Soru: Sizin görüşünüze göre, 1915 olaylarında ne kadar Ermeni kurban oldu.

– Yalnız Ermeniler değil, Türkler ve Kürtler de hayatlarını  kaybettiler. Ermeni teröristlerinin Türklere ve Kürtlere uyguladıkları  katliamlar da var. Bu, Almanların deyişiyle bir “Völkerschlacht”  (boğazlaşma, mukatele) idi. Emperyalistlere karşı bir savaş oldu.  Hitler ve emperyalistler bazı halkları diğer halklara karşı ateşe  sürmüşlerdir. Siz, Hitlere karşı savaşmış olan halkları  cezalandırabilir misiniz? Bu İsviçre kanunu, nesnel olarak Hitler’in  tarafındadır.

Soru: Ermeniler, hangi nedenlerle düşünceleri yüzünden hayatlarını kaybettiler?

– Düşünceleri nedeniyle değil. Rus çarları, çeşitli Ermeni terör örgütlerini örgütledi ve ateşe sürdü. Örneğin Alman bilim adamı  Rohrbach veya Lenin, şöyle yazdılar: “Bakınız, Çarlık Rusyası Ermeni   terörist örgütlerine silah verdi ve Türkiye’ye karşı kışkırttı.” O  zaman İstanbul’da onbinlerce Ermeni yaşıyordu ve öldürülmediler. Çünkü  Türk ordusuna karşı terörist eylemler yürütmemişlerdi.

Soru: İsviçre hukukuna göre, halk katliamını inkâr etmeye, kabaca  suçsuz göstermeye ve haklı çıkartmaya kalkışanlar, cezaya çarptırılır.  Bu konuda ne diyorsunuz?

KANUN KONUSU DEĞİL

– İsviçre kanunu gerçeği inkâr ediyor. Bu bir kanun konusu değil,  tarih konusudur. Bütün hayatı boyunca Türkiye’nin dışındaki ve  içindeki halkları savunmuş olan, beni mi cezalandırmak istiyorsunuz?  Türkiye’de benim vatandaşım olan herhangi bir azınlığa veya tek bir  yurttaşıma bir haksızlık yapıldığını görsem, üzerine giderim. Benim  birçok Ermeni dostum var.

Soru: Bilgilendirilen bir şahsiyet olarak, İsviçre Millî Meclisi’nin Ermenilere halk katliamı uygulandığını kabul ettiğini daha önce  bilmiyor muydunuz?

– Evet, böyle bir kanun olduğunu biliyordum. Ben bu kanunu eleştiriyorum.

PROF. DR HALLAÇOĞLU’YLA DAYANIŞMA

Soru: Bunu bilmenize rağmen, Glattbrugg’taki basın toplantısında,  neden konuşmacı olarak kürsüye çıktınız?

– Bu kanunu daha önce gazetede okumuştum. Hukukçu olarak da bu  konuyla ilgiliyim. Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu’na karşı bir soruşturma  yürütüldüğünü de duymuştum. Onunla dayanışma gösterdim. Böylece  İsviçre halkına ve İsviçre Millî Meclisine hatayı düzeltmeleri için  yardımda bulundum. Ümit ediyorum ve biliyorum ki, bu soruşturma  gerekli olan bu düzeltmeye olanak sağlıyor.

Soru: Kamu önündeki bu açıklamalarınızla öldürülen Ermenilerin  anısını incittiğiniz suçlamasına ne diyorsunuz?

– Şu çok önemlidir: soykırım başka, bazı Ermenilerin öldürülmesi  başka bir konu. Ben, hiçbir Ermeni hayatını kaybetmiş değildir  demiyorum. Bunu biz de biliyor ve yazıyoruz. Biz o Ermenileri  savunuyor ve onlara saygı duyuyoruz. Biz yalnız ve yalnız diyoruz ki,  bu bir soykırım değildir. O zaman soykırım kavramı yoktu. Irkçılık  bize yabancıdır. Çünkü biz bir Asya halkıyız. Bizim birlikte yaşama  kültürümüz var. Osmanlı imparatorluğu Yahudilere ve başka halklara  yardım etmişti.

Soru: Sizin Ermenilere bir halk olarak kişisel tutumunuz nedir?

– Dostça. Ve onların da bana tavrı dostçadır. Çünkü ben, Türklerin ve Ermenilerin barış içinde birlikte yaşamış oldukları bir yerden  geliyorum. Birçok Ermeni benim dostça tutumumu anlatabilir. Ben 1972  ve 1980’lerde hapiste olduğum zaman, bana hediye gönderdiler.

İADE EDİYORUM

Soru: Irkçı davranışta bulunduğunuz yolundaki somut suçlamayla ilgili cevabınız nedir?

– Irkçı olsaydım, utanç duyardım. Ben bilimsel sosyalistim. Irkçılık, benim için küfürdür. Bu küfürü reddediyorum.

Soru: İşçi Partisi’nin genel başkanı olduğunuz doğru mu?

– Evet.

TÜRK DEVLETİNE VE ASKERE TUTUMUNUZ?

Soru: Türk devletine tutumunuz nedir?

– Ben Türkiye millî devletinin savunucusuyum. Ben Kemalist Devrim’in savunucusuyum. Ancak ben, Türkiye’deki ABD yanlısı iktidar sahiplerine  ve mafya-tarikat iktidarına karşı mücadele ediyorum.

Soru: Askeriyeye yakın bir konumda mısınız?

– İster asker ister sivil, bütün yurtseverlere yakınım. Askeri hapisanelerde sekiz yıl yattım. Çünkü 1971 ve 1980’de iki Amerikancı  darbe oldu. Ben Türkiye’yi savunanlarla birlikteyim, ancak Amerika ve emperyalizm yanlısı hükümetlerin ve iktidar sahiplerinin  karşısındayım.

AVRUPA BİRLİĞİ SORULARI

Soru: Siz, Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne yakınlaşmasına karşı mısınız?

– Ben AB üyeliğine karşıyım. Ancak Avrupa’nın dostuyum. Ben bağımsız  bir Avrupa’dan yanayım, ABD’den bağımsız bir Avrupa’dan. Türkiye  bağımsızlığını korumalı. Avrupa Avrupa’dır ve Türkiye de Türkiye’dir.  Örneğin İsviçre AB’ye dahil değil. Benim görüşüme göre, İsviçre’nin bu  tutumu doğru. Dünyadaki bu tutumlar da doğru.

Soru: Lozan2005, Türkiye’nin Avrupa’dan sözünü ettiğiniz bu bağımsızlığını göstermek amacıyla mı yapılıyor?

– Evet, göstermek ve savunmak. İsviçre makamları buna izin verdi. Ankara’daki İsviçre Büyükelçiliği’nin gösterdiği dostluğa teşekkür  ederim.

Soru: Sizin dün Hilton Oteli’nde yaptığınız konuşma da, Türkiye’nin Avrupa’dan bağımsızlığına mı hizmet ediyordu?

– Evet, elbette. Ama aynı zamanda İsviçre ile Türkiye arasındaki  dostluğa hizmet ediyordu. Bu dostluk, karşılıklı bağımsızlık ve  eşitliğe dayanacaktır.

SUÇUN EYLEMLERİ

Soru: Özetle size şu suçlama yöneltilmektedir:

Sanık Doğu Perinçek,

– Kamu önünde sözle, yazıyla veya resimle, küçük düşürmek veya  aşağılamak nedenlerinden biriyle, insanlığa karşı halk katliamını  inkâr etmeye, kabaca suçsuz göstermeye, veya haklı çıkarmaya kalkışma  suçunu  şu eylemlerle gerçekleştirdi:

Sanık, Hukuk doktoru, yayıncı, Türkiye İşçi Partisi (İP) Genel  Başkanı, 22 Temmuz 2005 Cuma günü, saat 14.00 dolaylarında, Zürich’in  Glattbrug semti Hohbühlstrasse 10’daki Hilton Oteli’nde, Lozan  Antlaşması’nın (Türkiye Cumhuriyeti’nin bağımsızlığını tanınması) 82.  yılı nedeniyle Türk dernekleri tarafından örgütlenen kamuya açık basın  toplantısı sırasında, toplanmış olan 100 kadar katılımcının önünde,  konuşmacı olarak yer almış ve mikrofon aracılığıyla, Almanca olarak,  özetle, Ermeni soykırımı denen şeyin, uluslararası bir yalan olduğunu,  tarihsel bir yalan olduğunu, ABD ve Avrupa emperyalistlerinin aleti  olduğunu ilan etmiştir.

Sanık bu eylemini, uluslararası halklar topluluğunun, Birleşmiş  Milletler İnsan Hakları Alt Komisyonu’nun 29 Ağustos 1985 ve Avrupa  Parlamentosu’nun18 Haziran 1987 tarihli ve İsviçre Millî Meclisi’nin  Osmanlı devletindeki 1915 yılı olaylarını Ermenilere karşı halk  katliamı olarak kabul eden kararlarında savunulanları bilmesine  rağmen, karşıt konumunu İsviçre’de savunmak yoluyla, yasayı ihlal  etmenin sonuçlarını göze almıştır.

Bu konuda ne diyorsunuz?

– Ben, Hitler’in Yahudilere ve diğer halklara yaptığı halk  katliamlarını inkar etmiyorum. Ben, Amerikalıların Kızılderililere ve  bugün Iraklılara yap;tığı halk katliamını inkâr etmiyorum. Eğer  Ermenilere karşı bir halk katliamı olsaydı, o zaman ben, bu halk  katliamına, İsviçre Millî Meclisi’nden önce en ön sırada tavır  alırdım.

ÇÜNKÜ EMPERYALİST BİR PARLAMENTO

Soru: BM İnsan Hakları Alt Komisyonu’nun ve Avrupa Parlamentosu’nun  nasıl olup da Ermenilere karşı soykırım yapıldığı sonucuna varmış  olmaları konusunda, bize bir açıklamanız var mı?

– Çünkü Avrupa Parlamentosu emperyalist bir parlamento. Avrupa Parlamentosu Türkiye’nin bağımsızlığına karşı. Lanetli ve menhus  politik amaçları nedeniyle bu kararları aldılar. Ermeni soykırımı  iddiasını taşıyan kanunlar, emperyalistlerin aletidir; yoksa insan  özgürlüğünün ve insanlığın aracı değildir. Beni bu sorguya  çağırdığınız için çok memnunum. Böylece İsviçre halkının gerçekleri  bilmesine yardımcı olabileceğim. Eğer siz savcı olarak, bu davayı  yargı önüne getirecek olursanız, İsviçre halkı bu konuda çok şey  öğrenecek.

Soru: Ermeni soykırımını herkesin önünde yalandır diye açıklamakla,  ceza kovuşturması yürüten makamların bu konuda sizi davet etmelerini  mi istediniz?

– Hayır, benim amacım bu değildi. Ancak benim gerçeğin yanında durmak için yeterli cesaretim var. Ben kendi ülkemde de böyle yaparım, Düşüncelerim ve emekçileri savunan örgütlenmelerde bulunduğum için, Türkiye’de hapislerde yattım. Otoritelerden korkmam. Yalnız gerçeği savunmamış olmaktan korkarım. Gerçeğe sadakat, benim için bir hayat ilkesidir.

Soru: Ceza Kanunu’nun 26. maddesinin 1- 4. fırkaları düzenlenmiş olan ırkları aşağılamaya ilişkin hükümlerin içeriği göz önünde tutulursa,  hukuki savunmanız nedir?

– Ben, halk katliamını inkar etmedim. Yalnızca yalanı reddettim. Bütünüyle suçsuzum. Ben halk katliamını inkar etmiyorum, fakat yalanı reddediyorum. Yalnız gerçekler inkâr edilebilir. Yalan ise ancak ve  ancak reddedilir.

ORTAÇAĞIN ENGİZİSYONUNU DİRİLTMEYİN

Soru: Ekleyeceğiniz bir şey var mı?

– Avrupa halkları, Ortaçağın engizisyonları sırasında birçok facialar yaşadılar. Lütfen engizisyonu yeniden canlandırmayın. Engizisyon,  düşünce özgürlüğünü ve aynı zamanda vicdan özgürlüğünü  cezalandırıyordu. Engizisyon, vicdan özgürlüğüne karşı cadı avcılığı  yaptı. Ermeni sorunu veya 1915 yılındaki olaylar üzerine görüşler,  düşünce ve vicdan özgürlüğü çerçevesi içindedir. Ben bir bilim  adamıyım ve bu konuyu araştırmak ve hem Türkiye halkını, hem de  İsviçre halkını bu konuda bilgilendirmek benim görevimdir.

SAVCILIĞIN SINIRLARI

Soru: Yeniden serbestsiniz ve tutanağı gözden geçirdikten sonra, planladığınız gezinize devam edebilirsiniz. Ancak İsviçre’de  Ermenilere halk katliamı yapıldığını yalan olarak nitelemeye son  vermenizi, size ısrarla ve zorunlu olarak tavsiye ederim.

– Bunu tebellüğ ettim. Ancak size savcılık görevi dışında böyle  nasihatte bulunamayacağınızı bildiririm. Sizin ancak bu konuyu mahkeme  önüne getirme hakkınız bulunuyor. Yalnız İsviçre mahkemeleri bu konuda  hüküm verebilir. Ben, İsviçre Anayasasına göre hüküm verecek olan  İsviçre hakimlerine güveniyorum. İsviçre’de avukata ihtiyacım yok. Eğer davet edilirsem, İsviçre’ye  kendimvgelirim. Mahkeme celpnamesi, İstanbul veya Ankara’daki iş adresime yollanabilir. Zamanın belirlenmesinde temas kurulabilir.  Uluslararası hukuki yardım yoluyla ifade alınmasını istemiyorum. Ancak  davetiyenin bir örneğinin, Türkiye Başkonsolosluğunun bilgisi için, Ataşe Ersoy Yılmaz’a yollanmasını diliyorum.

Sorgulamanın sonu: Saat 23.00.

Bizzat okunmuş ve onaylanmıştır.

İmza (Doğu Perinçek)

*          *          *

Bu ifadeyi, okuyanların Doğu Perincek ile aynı fikirde olduklarına inanıyorum.Vatan için siyasi düşünce farklılığımızı bir tarafa bırakarak tek vucut olmalıyız.

İstanbul