İSHAK ALATON’UN GENÇLERE ÖNERİLERİ !

Dünkü yazımda İTÜ, 2004-2005 Akademik Yılı mezuniyet töreninden sizleri bilgilendirmiştim. Bu törenlere her yıl toplum tarafından tanınan ve saygın olan bir isim davetli konuşmacı olarak İTÜ Rektörünce çağrılmaktadır.

Bu törende konuşmacı olarak 1954 yılında kurulan, bünyesinde 22 firmayı barındıran Alarko Holding’in 76 yaşındaki İshak Alaton idi.

Gençlik yıllarında İsveç’e giden, orada kaynakçı işçiliği yapan ve aynı zamanda meslek lisesini bitiren Alaton, ülkemizde işadamı kimliği ile olduğu kadar belki de daha fazla sosyal boyutlu faaliyetleriyle tanınmaktadır.

*   *   *

Sayın Alaton’un şu satırlarını “Yaşlılar ölüme daha yakın derler. Ama oğlum nüfus kağıdı sormuyor. Şimdiki tutkulu projem bir ceviz ormanı yetiştirmek. Fidanları dikmeye başladım bile. Ceviz fidanı 8 yıl sonra ağaç olup ceviz verirmiş. Şimdi 76 yaşındayım. Yani 84 yaşımda ceviz kıracağım. Bu kez kendi cevizlerimi.” Okumuş bir kimse olarak İTÜ gençlere nasıl bir konuşma yapacağını merakla bekliyordum.

Tecrübelerimin imbisinden geçen konuşmasını, aşağıda aynen sizlerin ve bilhassa gençlerin değerlendirmesine sunuyorum.

*   *   *

“İstanbul Teknik Üniversitesi, İTÜ, Türkiye’nin medarı iftihari bir irfan yuvası… Biraz eski Türkçe, yani Osmanlıca oldu. Yeni Türkçe’ye çevireyim. İTÜ, Türkiye’nin gururu bir bilim yuvası… Dört yıl önce aramızdan ayrılan sevgili ortağım Üzeyir Garih’in, 1951 yılında mezun olduğu, hayatı boyunca desteklediği büyük kurum…

Yıllar hızlı geçiyor… Bugün mezun olan siz gençlere birkaç öneri sunmayı faydalı buluyorum.

Önce, sizlere bir soru: Hayatınızı planladınız mı? Geçmiş dört-beş yıl boyunca planlama kelimesini çok kullandınız. Binaları, köprüleri, tesisleri, yolları planlamayı öğrendiniz… Bütün bunlardan daha önemlisi, kendi hayatınızı, yani bundan sonraki geleceğinizi planladınız mı? Mezun olduktan sonra, nereye varmak istiyorsunuz. Hangi hedeflere doğru yol almak istiyorsunuz? Varacağı limanı bilmeyen bir yelkenli için, hiç bir rüzgar elverişli değildir. Yani, önce varmak istediğiniz limanı veya limanları tarif edin, hedefleyin… Ve yola çıkın… Hayatta karşılaşacağınız fırsatları değerlendirirken, hedeflerinize bilinçli olarak yönlenin… Hedeflerden biri, belki zengin olmak… Bol paraya kavuşmak… Belki gerekli, ancak yeterli değil… Esas hedefiniz, mutlu olmak… Mutlu ve huzurlu bir yaşam… Toplum içinde bilgi ve becerisi, sağlam prensipleri ile tanınan iyi insan olmak… Saygın insan olmak…

Bir diğer soru: Dünyayı kucaklamaya hazır mısınız? Bir gün gelecek, Türkiye’nin sınırlarını aşacaksınız. Başarılarınız sizleri yurtdışına taşıyacak… Hazır mısınız? Lisan bilginiz nasıl? Bugün sadece İngilizce ile yetinmeyin… Rusça, Çince, Japonca öğrenin…

Bugüne kadar edindiğiniz eğitim sadece geniş bir temeldir. Bu temel üstüne, hayatınız boyunca devam edecek eğitiminizin yöntemlerini şimdiden planlayın. Felsefe ile ilgilenin… Felsefe kitapları okuyun… Eğiti, hayat boyu süren bir çabadır… Çok da keyif veren bir uğraşıdır… Her gün yeni dünyalar keşfedecek, büyük haz duyacaksınız… Öğrenmenin, yeni bilgi ve beceriler edinmenin heyecanını hep canlı tutun…

Paraya, maddi imkanlara sahip olmak gerekli, ancak yeterli değil dedim… Para biriktirmek kadar, belki ondan da önemlisi, kültür biriktirmeye çalışın… Kültürlü insan olmak size toplum içinde saygınlık kazandıracak… Daha da önemlisi, paranızı harcarken keyif almak, ancak kültürle mümkündür. Kültürü kısıtlı olan insan, bol parası olan fakir bir insandır… Parası işine yaramıyan insandır. Paranız kısıtlı olsa bile, kültürünüzü zenginleştirin. Mutlu ve huzurlu yaşam kültürle elele gider.

Ne kadar uzun yaşadığınız önemli değil… Nasıl yaşadığınız önemli… Kaliteli bir yaşamı planlayın… Kaliteli saygın insanlarla bir araya gelin… Onların bilgi ve becerilerinden istifade edin… Dürüst olun… Düşünce dürüstü olun… Düşüncelerinizi açıkça ifade edin… Farklı düşünme hakkınızı kullanın… Toplum içinde farklı düşünen insanlar, lider olurlar… Lider, farklı bir yol öneren cesur insandır. Arada bir, önyargınızı sorgulayın… Dünün doğruları bugün artık doğru olmayabilir. Doğrularınızı da sık sık sorgulayın ve bugünün doğrularını cesaretle ifade edin…

Son bir önerim… Önce kendinize güvenin… Bilgi, 21. asırda başarının anahtarıdır… Sermaye, para, ikinci derecede önemli… Düşünün ki, bugün dünyanın en zengin insanı, Microsoft’un kurucusu Bill Gates, üniversite üçüncü sınıftan terk bir adam… Vasat bir ailenin çocuğu… Bilgisi, bilgisayar teknolojisindeki becerisi ile, dünyanın en zengini oldu… Bill Gates’in zenginliği, 320 gramlık beyninin ürünü…  Sizin de beyniniz 300 ila 330 gram arası… Bill Gates’ten hiç bir farkınız yok… Eksiğiniz yok, fazlanız var… Kendinize güvenin… Bilginize güvenin… Güven veren, saygı uyandıran iyi insan olma yolunda gelişin… Mutlu ve huzurlu bir hayat yaşamak sizin de hakkınız… Hepinize başarılı ve mutlu bir yaşam dilerim.

Sevgiler sunarım”

*   *   *

Bu güzel ve zengin içerikli konuşma için bir yorum yapmayacağım.

Sayın Alaton’un konuşmasının sonunda aldığı coşkulu ve bitmek bilmeyen alkış, onun görüşlerinin gençleri nasıl etkilediğinin önemli bir göstergesiydi.

İstanbul

Not: Bu akşam, 16 yıl önce yaptığımız balayıdan sonra evlilik yıldönümümüz nedeniyle ilk defa tekrar bir seyahate çıkıyoruz. Bu nedenle kısa bir süre yazılarıma ara vereceğim…