İSPANYA’DA SON GÜN VE BOĞA GÜREŞLERİ

Yarın sabah erken saatte Türkiye’ye döneceğiz. İspanya’daki son günümüzü ailece torunlarımla birlikte evde geçiriyoruz. İspanya’nın en tanınmış yemeği olan “Pacilla”yı gelinimin annesi bize öğle yemeğinde ikram etmek üzere mutfakta oldukça meşgul.

Bizler de kah İspanyol televizyonu izliyoruz, kah torunlarla oynuyoruz. Don Kişot romanının Cervantes tarafından yazılışının 500. yılını kutlayan İspanya’da televizyonda sık sık güzel programlar gösteriliyor.

Haksızlıklara karşı çıkan, dünyayı düzeltme iddiasında olan gereksiz yere kahramanlık taslayan roman kahramanının hikayesini hepimizin zevkle okuduğumuzu hatırlıyorum.

Zamanın nasıl geçtiğini hissetmiyoruz. Mutfaktan gelen kokular ve hazırlanan “Güzel masa” yemeğe başlıyabileceğimizin bir işareti. İleride nasıl hazırlandığını size anlatmayı istediğim İspanya’nın bu milli yemeğini iştahla yedik. Daha sonra yemek pasta ve kahve ile son buldu.

Tekrar televizyonu açtığımızda İspanya’nın en popüler (bilinen) adeti “Boğa Güreşleri” ile ilgili bir yayınla karşılaştık. Biz Türkler için çok vahşi gelen Boğa Güreşi’ni İspanyollar ülkelerine mahsus bir gösteri olarak değerlendirmektedirler.

*  *  *

Boğa Güreşleri

Boğa güreşlerinin kısa tarihine baktığımızda başlangıçta belli vesileleri (Kraliyet düğünleri, askeri zaferler, dinsel törenler gibi) kutlamak için at üzerinde gerçekleştirildiğini görüyoruz.

Hemen hemen yarı-av şeklinde boğayı mızrakla vurma olayı seyrek olarak düzenlenen hiçbir saptanmış, kuralı olmayan aristokratik (asillere ait) bir eğlenceydi.

Yüzyıllar sonra XVIII. yüzyılda boğa güreşi zenginlerin toplandığı alanlardan halk meydanlarına düştü, biçim değiştirdi ve halka ait bir bayrama dönüştü.

Ronda ve Sevilla “okullarında” geliştirilen ve bütün bölgesel ve ulusal sorunları unutturan “Boğa güreşleri” 1830’lara doğru bugünkü biçimini ve estetik heyecan arayışının hakim olduğu bir gösteri halini aldı.

“Boğa Güreşi Arenası” 1785 yılında ilk defa bugün örneklerine İspanya’nınbirçok yöresinde rastladığımız benim üç defa ziyaret ettiğim Ronda’da inşa edildi. Bu arena ve boğa güreşleri İspanyol ressam ve gravürcü Goya tarafından resmedildi.

Parlak ve ışık saçan kıyafetleri ile dikkatleri üzerlerine toplayan “Matadorlar” (boğa güreşçileri) bütün dünyanın sanatçı ve yazarlarının hayranlığını çektiler. Ünlü “Carmen” operası Sevilla’da geçmekte ve eserin önemli bir kısmı boğa güreşleri ile Carmen’in matadorla aşkına yer vermektedir.

Genellikle heyecan verici, bazen zalim karakteriyle İspanyolların günlük hayatında her zaman belli bir yer tutan boğa güreşlerini İspanya’ya bugüne kadar yaptığım dört seyahatimde de izlemedim.

İlk önce kızdırılan, sonra at üzerindeki matador tarafından şişlenerek yaralanan ve daha sonra mızrakla vurulan boğanın adım adım ölüme gidişi, kan görünce baygınlık geçiren benim, hiçbir zaman izlemeyi düşünmediğim bir gösteri olacaktır.

İspanya-Fuengirola

Not: Çorum Haber gazetesinin web sahifelerinden değerli hemşehrim ve akrabam Av. Ekrem Akkaymak’ın çok genç yaşta vefat ettiği haberini üzülerek okudum. Kendisine rahmet, kederli ailesine başsağlığı diliyorum.