BU SABAH GÜVERCİNLER ÖKSÜZ UYANDI !

Bugün sizlere rahmetli Ord. Prof. Dr. Sedat Alp’ı anlatan bir yazı yazacağımı bildirmiştim.Gece kızımın gönderdiği mailden değerli devlet adamı sayın Bülent Ecevit’in vefat haberini büyük bir üzüntü  ile öğrendim. Bu nedenle bugünkü yazımı   ülkemize ve ulusumuza yaptığı hizmetleri şerefle hatırlanacak sayın Ecevit’e ayıracağım.

Yazımın başlığını,  gazetelerden birinde rastladığım bir yorumdan aldım. Bilindiği gibi Ecevit denildiğinde mavi gömleği,kasketi ve  mitinglerde uçurduğu güvercinleri ilk akla gelir.

Bu yazımda, kendisinin Cumhuriyet Halk Partisi ve Demokratik Sol Partisi’ndeki çalışmalarını ve yürüttüğü hizmetlerin değerlendirmesini sizlere bırakarak , benim üzerimde iz bırakan hizmet ve tutumlarından bahsedeceğim.

*     *     *

Sayın Ecevit ile bir tanışıklığım olmadığı gibi onunla biraraya geldiğimi de hatırlamıyorum.Ankara’da ülke idaresinde görev aldığım 1981-83 yıllarında, sayın Ecevit, dönemin yönetimine, kendilerine getirdiği kısıtlamalar ve partileri kapatması nedeniyle küskün olduğundan, tanışmam da mümkün değildi. 1983 yılında yapılan seçimlerden sonra ,ben üniversitedeki görevime döndüm ve aktif politika ile ilgilenmedim.

Benim için Ecevit,1963 yılından itibaren 13 yıl Kıbrıs’ta Rumların mezalimi altında ezilen, yok edilen ve acımasızca katledilen ada Türklerinin makus talihlerini değiştiren kararı veren hükümetin başbakanı olarak unutulmaz bir görev yapmıştır.Ondan önce hiçbir hükümet ve başbakan böyle bir kararı alamamış ve Kıbrıs’a çıkma emrini verememişti. Kıbrıs’a çıkılarak soydaşlarımız korunduğu gibi, 19. ve 20’inci yüzyılda yaşandığı gibi devamlı  kaybeden taraf olmayacağımız, Atatürk’ten sonra Ecevit tarafından dünyaya bir defa daha gösterilmiştir.

1950’li yıllarda çok partili demokrasiye geçmiş olmamıza rağmen iktidardaki Demokrat Parti ile Cumhuriyet Halk Partisinin politik çizgilerinde birbirlerinden bariz farklılık yoktu. Her iki partinin de liderleri Atatürk döneminin önde gelenleriydi. Ecevit’in girişimleri ile yoksul kesimlerin ekonomik ve sosyal hak taleplerine çözüm getirmeyi amaçlayan ‘sosyal demokrat’ kavramı ilk defa Türk siyasetinde telaffuz edilmiştir.

1970 ile1980 yılları arasında Türkiye çok sıkıntılı günler geçirdi. Bana göre bu yıllarda ülke bir iç harp ortamını yaşadı. Bu dönemde ülkeye yön verebilecek iki büyük partinin başkanı Ecevit ve Demirel’in biraraya gelmemeleri ve görev süresi biten Cumhurbaşkanı Korutürk’ün yerine yenisini seçememeleri ,Türk politika tarihinin en olumsuz sahifeleri arasında yer almaktadır. Bu ve benzeri uzlaşmayı reddeden tutumlar ülkeyi bir askeri müdahale ile karşı karşıya bırakmıştır

Abdullah Öcalan’ın Suriye’den çıkarılması ve yakalanması Ecevit’in Başbakanlığı döneminde sağlanmıştır.Öcalan’ın başkanlığını yaptığı PKK hareketi halen ülkemizin en önemli sorunu olarak devam etmektedir.

Türkiye’nin Avrupa Birliği adaylığı kabul edildiği1999 yılında Ecevit ülkenin Başbakanıydı.1970’li yıllarda kaçırılan Avrupa Birliği üyeliği hususunda payı olan Ecevit geçikerek de olsa önemli bir görevi yerine getirmiştir.

Cumhuriyetin temel prensiplerinin korunmasına her zaman büyük önem veren Ecevit, bu hususta verdiği mücadele ile dikkati çekmiştir.

*     *     *

Siyasette tertemiz bir isim bırakan sayın Ecevit ile ilgili olarak bakanlık dönemimden hatırladığım iki konuyu da sizlerle paylaşmayı istiyorum.

Bunlardan birincisi, 12 Eylül döneminde köşesine çekilen Ecevit’in, SSK emeklisi olarak geçinemediği ve ekonomik sıkıntı çektiği bilgisi Kabine toplantımıza geldiğinde hepimiz şaşırdık. Yapılan görüşmelerden sonra eski başbakanların Emekli Sandığı emeklisi yapılması ve kendilerine yüzde 75 bir özel hizmet tazminatı verilmesi oy birliği ile kararlaştırıldı.

İkincisi ise, 1980 yılından önce başlatılan ve Ecevit’in çok önem verdiği ‘Köykent’ projesinin Muş şehrindeki uygulamasıdır.İhale edilen çok sayıdaki yapı iyi niyetle ve bekleyişle ihale edilmesine rağmen büyük teknik hatalar ihtiva ediyordu.Bu nedenle bu yapıların yıkılmasının kararlaştırıldığını hatırlıyorum. Böyle bir konu ile kendisini suçlamak haksızlık olur.Suçlanması gerekenler Başbakan’ın tüm iyi niyet ve gayretlerine rağmen,lakayt ve ilgisiz kalan mahalli yetkililerdir.

*     *     *

Bugün basında yer alan mesajlardan,kendisi ile birlikte aynı kabinede görev yapan sayın Recai Kutan’ın,”O, yaşamı boyunca demokratik duruşuyla, bu ülkeye önemli hizmetlerde bulunmuş, saygın, nazik ve aydın bir devlet adamı idi. Türkiye’nin çıkarlarını savunmak için, önemli kararların altına imza atan Ecevit, ulusumuzun gönlünde çok saygın yere kavuşmuştur. O, Türk siyasetine, dürüstlük ve saygınlığı getirmiş, ilkeli bir siyaset adamıdır.” mesajı, bana göre onunla ilgili yapılmış çok güzel ve yerinde bir değerlendirmedir.

Yazıma son verirken Sayın Ecevit’e rahmet  ve değerli eşi Rahşan Ecevit  ile milletimize  başsağlığı diliyorum.

İstanbul,6 Kasım 2006