YEMEN’DE SHİBAM – KEVKEBAN VE THULA’YA SEYAHAT

Yoğun ziyaretlerle geçirdiğimiz günü takiben Cuma gününü otelde dinlenerek geçirdik. Bu arada otelde bulunan seyahat acentasının yetkilisi ile görüşerek Shibam, Kevkeban ve Thula’yı ziyaret için Cumartesi günü ile ilgili bir program yaptık.

Saat 10’da hareket ettik. Bir süre gittikten sonra telefonla konuşan mihmandarımız,güvenlik nedeniyle Turizm Bakanlığından seyahat izni almamızın gerekli olduğunu belirtti. Oğlum pasaportunu yanına almamış olduğu için otele geri döndük. Gerekli fotokopyaları çektik ve Bakanlığa gidip gerekli izin dokümanlarını aldık.

Yaklaşık 2 saat gecikerek başladığımız gezinin ilk durağı Sana’nın 50 km. uzağındaki Shibam oldu. Yolda iki noktada askerler tarafından kontrol edildik.

Shibam ve Kevkeban bir dağın zirvesinde yer aldıkları için uzun süren zor bir yolculuktan sonra Shibam’a ulaştık. Shibam, eski baharat yolu üzerinde bulunan tarihi bir şehir olup Binbir Gece Masalları’nda bir hikayeye de konu olmuştur. Shibam, Saba Melikliği’ne başşehirlik yapmıştır. Burada bulunan cami Yemen’in en eski (4.) yapıtlarından olup M.S. 1258 yılında inşa edilmiştir. Bu cami Himyarite tapınağının olduğu yerde yapılmıştır. Bu tapınaktan alınan taşlar caminin yapımında kullanılmıştır.

İlk önce camiyi gezdik. Caminin çok eski ve bakımsız haline üzüldük. Hemen hemen her sütunun yanına güçlendirici beton bloklar konulmuş. Abdest alarak, halen kullanılan bu camide öğle namazını kıldım.

Shibam’dan Kevkeban’a nasıl gidildiğini bilmeyen mihmandarımız yolu sorarak öğrenmeye çalışıyordu. Bir süre sonra dönerek yol olmadığını  ve tırmanmamız gerektiğini söyledi. Şaşırmıştık ! 300-400 metre yüksekliği ve çok dik yamaçları tırmanmamız mümkün değildi. Bu arada bize yaklaşan Shibam yerlisi bir yetişkin, bize gönüllü rehberlik yaptı ve bizi tırmanmaktan kurtardı.

Kevkeban, Shibam’ın sırtını dayadığı yüksek kayaların üstünde kurulmuş bir kent. Vadiyi geçerek sarp dağların yamaçlarından buraya ulaşan çok kaliteli yol, Almanlar tarafından son yıllarda inşa edilmiş. Dedelerimiz Kevkeban’ı alabilmek için 83 sefer düzenlemişler. Ancak sonuncusunda alabilmişler. Kevkeban girişinde bulunan Osmanlı askeri binası önünde çektirdiğim fotoğrafı burada görebilirsiniz. Bu binanın yakınında bulunan Osmanlı mezarlarının yok olduğunu da üzülerek öğrendim.

Kevkeban, tepede, daha az katlı, bahçeler içinde evlerin yeraldığı turistik bir yer olup, çok sayıda turistik oteli bulunmaktadır. Son yıllarda giderek artan ziyaretçiler, Yemen ekonomisine katkı sağlamaktadırlar.

Bu arada rehberimiz, yerleşimin ilerisindeki tepenin alt tarafında İmam Yahya’nın yazlık bir diğer evi ve bir şelale olduğunu söyledi. Tepeye vardığımızda el arabalarında hediyelik eşya  ile yiyecek ve içecek satan çocuklar etrafımızı sardılar. Kendilerinden bazı şeyler satın aldık.

Tepeden, dağın vadiye bakan dik yamaçlarında bulunan oldukça sarp ve dik geçitlerden geçerek ilerlemeye başladık. Önce oldukça kurumuş bulunan ve çok az su ihtiva eden şelaleyi ve daha sonra yazlık evi gördük. Yazlık evin yamaçtaki konumu Trabzon’da bulunan Sümela Manastırı’nın görünümündedir. Bu evin odalarının, aşağıda bulunan kum, toprak ve kızıl renklerin karışımı kanyon görünümündeki vadiyi seyretmek isteyen turistlere veya orada toplanan Yemenlilere kiralandığını öğrendik.

Bu odalardan birinde toplanmış bulunan ve hepsi görünüm itibariyle aşırı dinci izlenimi yaratan Yemenli erkek topluluğu beni aralarına davet ettiler. Rehberimizin uyarısı üzerine aralarına katılmadım.

Fotoğrafta, arkada yazlık evi ve bize yardımcı olan Kevkeban’lı rehberi görüyorsunuz. Bizim rehber de tipik Yemen kıyafeti giydiği gibi cembiye taşıyordu. Elinde gat torbası bulunduğu gibi devamlı olarak gat çiğniyordu. Bana da bir torba gat hediye etmek istedi, kabul etmedim.

Kevbakan’da Osmanlı kışlası önünde…

Zaman geçtiği ve hava yavaş yavaş kararmaya başladığı için tepesinde Osmanlı Kalesi ve Masvar Dağı’nın zirvesinde, içinde Osmanlı camisi bulunan taş evleri ise Unesco tarafından korunan Thula’ya gidemedik. Kale’nin içinde bakımsız bir Türk şehitliği olduğunu da üzülerek öğrendik.

Dönüş yolunda, Kevkeban’da bizlere dostça davranan rehberimizden samimi bir şekilde ayrıldık. Kendisi vermek istediğimiz parayı da almadı.

İmam Yahya’nın yazlık evine giden yolda mahalli rehber ve bizler.

Akşam karanlığında, birkaç askeri kontrol noktasından geçtikten sonra, aynı gece yarısı Türkiye’ye uçuş hazırlığımızı yapmak üzere otelimize döndük.

İstanbul, 16 Ocak 2008

  • Orhan Gedikli, “Yemen’de Türk İzleri”, Ufuk Ötesi Dergisi, 2007