AŞK DEDİKLERİ…

Cumhuriyet Gazetesi’nde yayınlanan ve bana elektronik posta yoluyla ulaştırılan bir yazı beni çok etkiledi…

Günlük yaşamımızda,bilhassa İstanbul gibi yaşamın çok zor olduğu bir yerde insanlar koşuşturmaktan doğanın güzelliklerini hissetmeye,içindeki sevgiyi eşine veya sevdiğine yeteri kadar hissettirmeye ve dostları ile güzel dakikaları paylaşmaya pek imkan bulamıyor diye düşünüyorum.

*      *      *

İsterseniz Hakan Aksay’ın Moskova’dan gönderdiği aşk ile ilgili yazısının bu kısmını birlikte okuyalım;

”Aşkın sözcüklere dökülerek sergilenmesi veya tanımlanması çabasında hep bir banallik tehlikesinden kuşkulanırım.

Beni asıl etkileyen, yaşadığımız hayatta birdenbire karşımıza çıkıveren ve abartılı ifadelere ihtiyaç duymayan gerçek aşk öyküleridir. Başlangıçta pek sıradan görünen insanlardır bu öykülerin kahramanları. Siz öyküyü öğrendikçe sevgi, sabır, saygı ve şefkat yumağı büyür ve içinize pırıltılar saçmaya başlar.

*      *      *

Avustralya’dan gelen bir grup turistle birlikteyiz. Kimisi 1950’li yıllarda göçmüş SSCB’den, kimisinin dedesi 1917 Devrimi’nden kaçmış.

Kadın 70 yaşlarında. Adam ise 80’lerini sürüyor. Kaç yıldır birlikteler bilmiyorum, ama birbirlerine karşı tavırları öylesine nazik ve sevecen ki…

Sık sık birbirlerine sarılıp okşuyorlar. Dünya umurlarında değil. Ve ağızlarından seyrek çıkan sözlerde hep bir özen ve şefkat. Bakışlarındaki sıcaklık…

Bakışları…

Yazının burasında kalemim tıkandı… Çünkü aralarında gören yalnızca bir çift göz var. Adamınkiler. Ve kadının elindeki baston, görmeyenlerin kullandığı cinsten. Ama kadının asıl dayanağı eşi.

Yaşlı adam bütün yolları, kapıları ve merdivenleri geçerken iki kişilik dikkat ve çaba sarfediyor. Bir an bile yalnız bırakmıyor kadını.

Ve bu yaşlı çift, binlerce km uzaktan gelmiş Rusya’ya. Gezmeye, görmeye…

Adamın yaşlı gözleri, gördüğü her yeri eşine aktarmaya çalışan sözleri, sonra birlikte susarak dinlenmeleri…

Bunları dile getirmek kolay değil, inanın. Öylesine uyumlu, öylesine birbirine saygılı, öylesine sevgi dolu bir çift ki bu…

Turistlerin rehberliğini yapan genç kız, haritada Moskova’yı, Samara’yı, Volgograd’ı gösteriyor. Yaşlı adam, eşinin elini haritaya koyuyor ve hareket ettiriyor:

– Bak, burası Moskova, burası Samara…

Rehberin gözlerinden iki damla yaş süzülüyor. Acaba yaşlı çift için mi ağlıyor? Yoksa kendi hayatında böyle bir aşkın olmadığına ve büyük ihtimalle olmayacağına mı?..”

*      *      *

Benden yorum beklemiyorsunuz herhalde!

Haydi sevginizi sağlığınızda  ve geç olmadan eşinize veya sevdiğinize hissettirin!

İstanbul, 16Temmuz 2006

Hakan Aksay, ”  Perşembenin Gelişi” ,Cumhuriyet,13.7.2006