Çanakkale Savaşı’nda bir sevgili düşman: Charles Ryan

Turkish Forum Dünya Türkleri Birliği tarafından gönderilen, Ayla Çağlayan tarafından kaleme alınan aşağıdaki maili, benim ” Çanakkale Zaferi’nin 99.Yılı” başlıklı son yazımla çok yakın ilgisi

olduğu için sizlerle paylaşmayı istedim. Bu yazıyı okuduğunuzda, atalarımızın dünyada nasıl etkin bir konumda olduğunu ve değerlendirildiğini, iftiharla tespit edebilirsiniz.

*     *     *

” Eski bir ordu mensubu olan Baha Vefa Karatay, Türkiye’nin ilk Avustralya Büyükelçisi olarak atanır. Cumhuriyetimizin kuruluşunun üzerinden henüz yarım yüzyıl kadar bir zaman geçmiştir…

Başkent Kanberra’ya geçmeden önce Sidney’de bir süre kalması gerekir. Burada yaşadığı bir olay Atatürk hakkında duyduğum en güzel ama az bilinen hikayelerden biridir. Bunu paylaşarak başlamak istiyorum izninizle…

Büyükelçimiz, Ankara’ya postalamak istediği kartlar için pul almak üzere bir dükkana girer. Dükkanın sahibi zarfın üzerinde “Ankara” ismini görünce mırıldanır bir tonla “ hmmm Ankara… Ankara …” diye tekrar eder ve Elçimize sorar “ neredeydi bu şehir?” Aldığı cevaptan sonra : “Anladım, yani Gelibolu’nun bulunduğu memleket!” Ve devam eder: “Dayım Gelibolu’ya katılmış bir Anzak’tı. Yaralı olarak dönmüştü. Türk Askeri’nin kahramanlığını ve dürüstlüğünü överdi.”

Bir süre dayısının anılarını anlattıktan sonra sorar: “ O savaşta sizin “Kemal” adında genç bir komutanınız varmış, dayım ondan büyük hayranlıkla bahsederdi, sonra ne oldu ona?”

Dükkan sahibi aldığı cevap karşısında şunları söyler: “ Hiç şaşırmadım! Dayım onun büyük işler yapabilecek biri olduğunu söylerdi…”

Evet, hikaye böyle işte…

İlerleyen günlerde Büyükelçimiz Avustralya Genel Valisi Lord Casey (İngiltere Kraliçesi’nin Avustralya Valisi ) ve eşi Leydi Casey’nin de olduğu bir akşam yemeğine katılır.

Lord Casey Büyükelçimizi salonda sakin bir yere alır ve bu yazıya konu olan Charles Ryan’ın Çanakkale Savaşları’ndaki gerçek hikayesini anlatır. Büyükelçimiz hikayeyi ilk kez duymaktadır…

O dönem Lord Casey 1. Avustralya Tümen Komutanı’nın emir subaylığını yapmaktadır. Savaş başlamadan bir gün önce, akşam gemide subaylara yemekli davet verilir. Davetliler arasında tümen baştabibi Doktor Charles Ryan’ın göğsünde büyük bir Osmanlı Madalyası görenler hayretler içinde kalırlar. Bir gün sonra savaşacakları, düşmanları olan bir devletin madalyasını göğsünde taşımak ta neyin nesidir! Doktor Charles Ryan gayet sakin ve kararlı bir tutum içinde tepkileri şöyle yanıtlar:

“Ben bu madalyayı, o ünlü Plevne savunmasında, Osman Paşa’nın emrinde ve kahraman Türk askeriyle omuz omuza savaşarak kazandım. Aradan geçen kırk yıla yakın bir zamanda bugün onlara karşı savaşmaya gidiyorsam, bu Plevne’de silah arkadaşlığı yapmaktan daima onur duyduğum Türklere karşı bir düşmanlık nedeni ile değil, sadece asker olarak aldığım emrin gereğini yerine getirmek içindir !”

Lord Casey’nin anlatımı bitince eşi Leydi Casey gözleri dolu dolu bir şekilde Büyükelçimize döner ve şöyle der: “Sayın Büyükelçi, biliyor musunuz o Doktor Charles Ryan benim babamdır !”

Konuşulacak çok şey vardır, sohbet saatlerce sürer…

Charles Ryan’ın Çanakkale cephesinde yaşadığı bir başka olay ise şöyle…

Çanakkale savaşlarının en kanlı günlerinin yaşandığı bir dönemde karşılıklı olarak cesetlerin toplanması için kısa süreliğine ateşkes ilan edilir. Aşırı sıcak havada cesetler çok daha hızlı çürümektedir ve koku dayanılmaz hale gelmiştir… Anzaklar adına savaş alanına giden subaylardan biri de Doktor Ryan’dır. Görevini yapmaktayken kendisi gibi görevli olan Türk subayları onun göğsündeki Osmanlı nişanını görür ve elbette hayrete düşerler; Yanına gidip hikayesini sorarlar. Türk siperlerine davet edilen Charles Ryan bir süre subaylarımızla sohbet edip Plevne anılarını anlatır. Kendisine ikramlarda bulunulur. Duygulu anlar yaşanır ve sıcak bir vedalaşmanın ardından herkes görevinin başına, kendi cephesine döner. Savaş sürmektedir…

Charles Ryan bütün tepkilere rağmen savaş sonuna kadar madalyasını göğsünden çıkarmayacaktır…

Onun Osmanlı Ordusu’na katılması da oldukça ilginç. 1870’li yıllarda İngiltere’de tıp eğitimini tamamlayan genç Charles Ryan, iş bulmak için gittiği İtalya’da Osmanlı Ordusu’nun yabancı uyruklu doktor aradığını öğrenmiştir. Kısa zamanda işlemlerini tamamlar ve Tuna Nehri yoluyla İstanbul’a ulaşır. Savaşta adeta bir Türk subayı gibi hareket etmiş ve bu Osman Paşa’nın da dikkatini çekmiştir. Ateş hatlarında bile korkusuzca aktif olarak bulunur. Zaferle sonuçlanan savaşın sonunda madalyayı hak etmiştir. Hayatının geri kalanında Türk dostu olarak kalır ve anlattığı anılar nedeniyle dostları ona “ Plevne Ryan” diye hitap ederler.

Doktor Charles Ryan 1926 yılında kalp krizi sonucu hayatını kaybeder. Osmaniye ve Mecidiye nişanları sahibi olan Ryan’ın hikayesi ne yazık ki Stephan Spielberg’in “ Er Ryan’ı kurtarmak” filmindeki Ryan kadar bile bilinmiyor.

O’nun anılarının yer aldığı kitabın çok kısa özeti Büyükelçimizin “Mehmetçik ve Anzaklar” kitabında anlatılıyor. Bu yazı da zaten adı geçen kitaptan alınan bilgilerle yazıldı. Basım tarihi 1987. Bu kitap dışında Dr. Ryan’ın hikayesinin anlatıldığı hiçbir kitap duymadım. Babamın kütüphanesinde bulunan bu değerli eseri okuduğumda en çok etkilendiğim hikayelerden biriydi Dr Ryan’ın hikayesi.

Neyse ki 2005 yılında İş Bankası bu çok önemli eseri dilimize bütün olarak çevirdi ve “ Plevne’de bir Avustralyalı” adıyla yayımladı. Gururla, acıyla, belki gözyaşlarıyla ve ibretle okuyacağınız bir kitap diye düşünüyorum.

Bu ilginç insanın hikayesinin, daha çok bilinmesi için bir şeyler yapmak istedim ve bu yazıyı kaleme aldım. Bu metni facebook’taki takipçilerimle paylaşmış olmama rağmen daha geniş bir platform olduğu için burada da yayınlamak istedim.

Son centilmenler savaşı olarak da bilinen Çanakkale Savaşları’ndan Anzaklar ve Türkler adına mutlaka bilinmesi gereken bir hikaye onunki…

Sevgili düşmanım CHARLES SNODGRASS RYAN

Savaşların bir daha asla tekrarlanmaması umudu ile… ”

*     *     *

Bu kadar etkileyici bir anlatıma yorum yapmayı siz değerli okuyucularıma bırakıyorum.

İstanbul, 23 Mart 2014

Ayla Çağlayan, ” Sevgili Düşmanım: Charles Ryan”, Gazeteport