GENEL KURMAY BAŞKANI’NI DOĞRU ANLAMAK !

Danıştay’a yönelik hain saldırı sonrasında Genel Kurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök, yaptığı açıklamada laik ve demokratik Cumhuriyet’e yönelik “gerici, silahlı bir terörist” eylem olduğunu vurgulamış, olayı şiddetle kınamış ve aşağıdaki cümleleri ile konuşmasına devam etmişti:

“Gösterilen reaksiyon, halkın duyarlılığı hakikaten taktir edici… Ancak, bu bir tek güne, tek bir olaya bir reaksiyon olarak kalmamalı, daimilik kazanmalı, devamlı olarak herkes tarafından takip edilmeli.”

İşte bu cümleler üzerine, sizin de basından takip ettiğiniz gibi çok farklı değerlendirmeler yapıldı. Bu değerlendirmeler, yeteri kadar tartışıldığı için burada tekrarlamıyacağım ve benim kendi değerlendirmemi sizlerle paylaşacağım.

Demokrasinin tam uygulandığı ülkelerde ve girmek istediğimiz Avrupa Birliği’nde halk ve sivil toplum kuruluşları meydana gelen olaylar karşısında tavır takınırlar ve bunu çeşitli şekillerde ortaya koyarlar. Bu ülkelerde halk ve sivil toplum kuruluşları olaylara kayıtsız kalmazlar. Sorunlarını ordularına havale etmeden kendileri sahip çıkarlar.

Bizim ülkemizde bilhassa halkımız sivil toplum kuruluşlarına pek katılmaz ve genelde meydana gelen olaylara tepkisini pek ortaya koymaz, koymaktan kaçınır. Onun güvendiği bir ordusu vardır. Onun gözünde olaylara kendi adına tepki koyacak ordusudur. Bugüne kadar ne zaman ülke bir sıkıntıya girse, Türk ordusunun varlığı halkın güvencesi olmuştur.

Türk ordusu bilindiği gibi sadece askeri bir güç değil, bir okuldur, bir ocaktır, bir rehberdir. Aday olduğumuz Avrupa Birliği ülkelerinin ordularının konumuna gelmeye ülkemiz şartlarını da dikkate alarak çalışmaktadır.

Genelkurmay Başkanımız yaptığı bu çağrı ile halkımıza, “siz de girmeyi istediğimiz Avrupa Birliği ülkelerinde olduğu gibi olaylar karşısında duyarlı olun, hoşunuza gitmeyen durumlarda reaksiyonunuzu ortaya koyun” diyor ve “Bizlerden, günlük olaylara devamlı müdahelemizi beklemeyin, kendiniz Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak ülkeyi yönetin ve Atatürk’ün kurduğu bu Cumhuriyet’e sahip çıkınız” demek istiyor.

Bu konuşmanın bu şekilde yorumlanması gerektiğini düşünüyorum. Böyle yorumladığımız taktirde halkımıza ve sivil toplum kuruluşlarına önemli görevler düşecek ve böylece ordumuz günlük olayların dışında kalacak ve yıpranmıyacaktır.

İstanbul, 4.Haziran.2006