YEMEN’İN BAŞKENTİ SANA’DAN İZLENİMLER (2)

Bekiriye Camisinin karşısında yer alan ve resim çekilmesi yasak işareti bulunan askeri yapının Osmanlılardan kalma bir karargah olduğunu ve bu kışlada İsmet Paşa’nın burada bir süre subaylık yaptığını öğrendik.

Prof. Dr. Ahmet Samsunlu, eşi Zeynep Samsunlu, oğlu Kadri ve kızı Ayşegül…

Surlarla çevrili eski şehiri dolaşmaya devam ediyoruz. Burada karşılaştığmıız bazı 400 yıl önce yapılmış evlerin mimarisi çok değişik. Kule şeklinde olan evler koyu basalt taşlar kullanılarak yapılmış olup pencereler alçıdan yapılmış içiçe girmiş karmaşık motifler süslenmiş ve bazıları da renkli camlarla bezenmiştir. Süsleme aynı şekilde duvarların belirli kısımlarını boydan boya kaplayacak tarzda da yapılmıştır. Bu nedenle görenler tarafından Sana nakış gibi işlenmiş bir şehir olarak tanımlanmaktadır. Ayrıca birbirlerine çok benzeyen evlerin bazılarında Osmanlı’dan etkilenerek yapılmış cumbalar bulunmaktadır. Bu evlerin bulunduğu sokakların çoğunluğu oldukça dardır.

Eski şehirde dar sokak.

400 yılı bulan Osmanlı döneminde binalar korunmuş ve restorasyonu yapılmıştır. Osmanlı’nın Yemen’i terk etmesinden sonra yaşanan husursuz ortamdan bu tarihi yapılar da nasibini almış ve 1970 yılında Sana UNESCO tarafından “en tehlike altında olan şehir” olarak ilan edilmiş ve kurtarılmaya çalışılmıştır. 1986 yılında da “Dünya Mirası” statüsü (ünvanı) verilmiştir.

Bugün Sana’da yapılan eski şehir dışındaki yeni binalarda eski mimari korunmakta olup betonarme olarak bitirilen yapıların duvar ve pencereleri aynı şekilde süslenmektedir.

Bayram olduğu için birçok mağazanın kapalı olduğu ve yalnızca çok az sayıda turistik eşya satan mağazanın açık olduğu dükkanlara bakmadan geçemedik. Uğradığımız bir takı mağazasının sahibi çiğnemekte olduğu otun bulunduğu torbadan birkaç yaprağı bana da ikram etti. Ne olduğunu bilmediğim için kabul etmedim. Mehmandarımız Shem’e bunun ne olduğunu sorduğumda aldığım cevap çok şaşırtıcı oldu. “Gat” ismi verilen bir ağacın 1-2 cm büyüklüğünde yaprakları sabah 11’e kadar taze olarak toplanıyor. Ana toptancıdan perakendeciye  ve pazara geçişi 13-14 saatleri dolaylarında gerçekleşiyormuş. Ülke erkeklerinin yüzde 85’i Gat kullanıyormuş. Bu oran kadınlarda yüzde 35’i buluyormuş. Anlattığına göre yapraklar yavaş-yavaş, teker-teker ağıza (yanağa) dolduruluyor. Dişlerle ezilerek yaprağın suyunun yanaktaki kılcal damarlarla kana geçmesi sağlanıyormuş. Uluslararası narkotikte 6. sırada uyarıcı olarak tariflenen Gat insanları sakinleştiriyormuş.

İnsanlar burada ağır hareket ediyor ve sessizler. Belki de Yemenliler bu nedenle çok sakin ve sessiz. Yemen’de kavga eden ve bağırarak konuşan kimse görmedim.

Yolunuz Yemen’e düşerse ve insanların yanaklarının şişkin olduğunu görürseniz şaşırmayın. Bilin ki bu şişkinliğin sebebi ağızlarına doldurdukları ve devamlı çiğnedikleri Gat’tan kaynaklanmaktadır.

Trafik kavşaklarındaki polisleri, Cumhurbaşkanlığı Köşkü’nü koruyan askerleri ve daha nice görevlileri Gat çiğnerken gördüm.

Eskiden yeşil Yemen diye adlandırılan ve bu yeşilliği sağlayan ağaçların büyük çoğunluğu kesilerek yerine Gat ağaçları dikilmiş. Gat ağaçlarına veya bahçelerine sahip insanlar ülkenin en zenginleri arasında sayılıyor. Gat keyif verici maddeler sınıfına konduğu için Türkiye dahil pek çok ülkeye girmesi yasak.

Eski şehirden bir görünüm.

Yorulduğumuz için bir süre tarihi Yemen Kapısı yanında bulunan banklarda oturduk. Buradan kapının arkasında yer alan çarşı meydanını ve köşedeki camiyi izledik. Bu noktada Yemen Kapısının restorasyonunun Gazi Muhtar Ahmet Paşa tarafından yaptırıldığını belirtmeyi isterim.

Gelecek yazımda Sana izlenimlerimi anlatmaya devam edeceğim.

Yemen Kapısı girişindeki meydan…

İstanbul, 3.Ocak.2008

Orhan Gedikli, “Yemen’de Türk İzleri”, Ufus Ötesi Dergisi, 2007

www.turizmgazetesi.com, “Son Osmanlı Yemen”, 2007